Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/5667 E. 2013/22694 K. 12.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5667
KARAR NO : 2013/22694
KARAR TARİHİ : 12.12.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14.12.2011 tarih ve 2011/164-2011/120 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalı Axa-Oyak Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.12.2013 günü temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebinde bulunan asıl davada davalı-Axa-Oyak Sigorta A.Ş. vekilinin duruşma (mürafaa) isteminden vazgeçerek incelemenin dosya üzerinde yapılmasını talep etmesi üzerine duruşma yapılmasına yer olmadığına karar verildikten sonra, dosya üzerinde yapılan incelemede Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin yangın ve üçüncü şahıs mali sorumluluk teminatı ile sigorta güvencesi verdiği müvekkiline ait işyerinde çıkan yangın sonucunda hem işyeri hem de üçüncü şahısların zarar gördüğünü, işyeri zararı 900.000.000 TL’nin 512 gün gecikme ile tazmin edildiğini, ancak reeskont faizinden kaynaklanan zararın karşılanmadığı gibi, üçüncü şahıs zararlarının da müvekkili aleyhine girişilen icra takipleri sonucunda gecikmeli karşılanmasına bağlı olarak müvekkilinin aracının icraca düşük bedel ile satıldığını ileri sürerek, asıl davada 726.838.000 TL reeskont faiz kaybı ile aracın düşük bedel ile satılması ve bağlı kaldığı günler için kazanç kaybı tutarı olan 2.647.500.000 TL munzam zararın, birleşen birinci davada gecikmeli ödenen 900.000.000.-TL işyeri zararından kaynaklanan munzam zarar tutarı 2.301.000.000 TL’nin olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte, birleşen ikinci davada ise asıl ve birleşen davalarda istenenler dışında saklı tutulan 13.434.807 TL munzam zararın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, asıl dava açısından işyerinin kasten yakılmasına ilişkin ceza davası sonucu beklenerek beraat kararı verilmesi üzerine 900.000.000 TL davacı hasarının icra dosyasına ödenerek ibraname alındığını, birleşen birinci dava açısından ise ibraname karşısında davanın dinlenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemize ait 29.09.2006 tarihli ilama dayanılarak, davacının asıl dava yönünden talep ettiği faiz miktarının davalı tarafından kabul edildiği ve 28.02.2001 tarihinde davacıya ödenerek ibraname alındığından, asıl dava yönünden davanın konusuz kaldığı, birleşen birinci ve ikinci davalarda munzam zarar alacağının 80.493,90 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2000/1348 Esas sayılı dosyası ile İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/269 Esas sayılı dosyasında munzam zarar alacağı olan 80.493,90 TL’nin 01.12.2010 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak asıl ve birleşen davalar, munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece Dairemize ait 29.09.2006 tarihli bozma ilamına uyulmak suretiyle hüküm kurulmuşsa da, verilen hüküm ile daha önceki kararlarda olduğu gibi yine bozma ilamımızda belirtilen eksiklikler giderilememiştir.
Öncelikle mahkemece 24.04.2009 tarihli asıl ve 04.01.2011 tarihli ek rapor yeterli görülmeyerek, 11.07.2011 tarihli ikinci ek raporun alınmasına karar verildiğine göre, 04.01.2011 tarihli ek raporda belirlenen (80.493,90) TL’na hükmedilmesi, usul hukuku açısından yerinde değildir. İkinci olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı sigorta şirketince (900) TL emtia bedeli aslının halen ödenmediğinin belirtilmesi suretiyle, karar tarihine en yakın tarihe kadar munzam zarar hesabının yapılması da önemli bir hatadır. Zira anılan (900) TL, dava dışı Mehmet Yavuz Nacar tarafından davacı aleyhine girişilen Gaziantep 3. İcra Müdürlüğü’nün 1995/1640 Esas sayılı icra takip dosyasında, davalı sigorta şirketince, davacının muvafakati ile 14.11.1996 tarihinde ödenmiştir.
Ayrıca mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporlarının her birinde, davalı sigorta şirketi yönünden farklı temerrüt tarihleri belirlenmiştir. Oysa Yangın Sigortası Genel Şartları B.3. maddesi uyarınca sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren bir ay içerisinde gerekli incelemeyi tamamlayıp hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla somut uyuşmazlık yönünden de davalı sigortacı, 26.07.1995 ekspertiz rapor tarihinden itibaren bir ay içinde, 26.08.1995 tarihinde temerrüde düşeceğinden, munzam zarar hesabının da bu tarihten başlamak üzere yapılması gereklidir. Yine Dairemizce verilen önceki iki bozma kararında da sigortalı emtianın, tazminatın sigortalıya ödendiği tarihteki (14.11.1996 tarihinde) ikame değerinin belirlenmesi istendiği halde, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında bu tarih itibariyle anılan değerin belirlenemeyeceği bildirilmiştir. Oysa mahkemece uzun süren bu yargılama sürecinde hiçbir zaman, hasara uğrayan emtiaların değerini belirleyebilecek uzmanlığa sahip bir bilirkişi heyeti oluşturulmamıştır. Mahkemece görüşüne başvurulan hukukçu, mali müşavir, emekli icra müdürü gibi meslek mensuplarından seçilen bilirkişilerin, 26.07.1995 tarihli ekspertiz raporunda (900) TL tutarında hasar bedeli hesaplanan elektrik tesisatı, vitrin camı, elbise gibi emtiaların ikame değeri konusunda görüş bildirecek bir uzmanlığa sahip olmadıkları açıktır. Tazminat miktarının nasıl hesaplanacağı konusu ise önceki bozma ilamlarımız sonucunda kesinleşmiş ve bu konuda taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur.
O halde mahkemece, bu konularda görüş bildirmeye yetkili bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir heyet aracılığıyla, 26.07.1995 tarihli ekspertiz raporunda tazminat bedelinin (900) TL olduğunun hesaplandığı emtiaların tek tek 14.11.1996 tarihindeki ikame değerinin belirlenmesi, yine davalı sigortacı tarafından ödenen (900) TL’nın, ödenmesi gereken 26.08.1995 tarihi ile ödemenin yapıldığı 14.11.1996 tarihi arasındaki faizli bakiyesinin hesaplanması, aradaki farkın davacının munzam zararını oluşturacağının kabul edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Kabul şekli bakımından da, 29.09.2006 tarihli bozma ilamımız ile mahkemece her iki birleşen davada talep edilen toplam munzam zarar miktarının üzerindeki bir meblağa hükmedilmesinin HUMK’nın 74. maddesine aykırı olduğu belirtildiği halde, mahkemece toplam (80.493,90) TL’na hükmedilmesiyle, yine talebin aşılması suretiyle karar verilmesi dahi hatalıdır. Her ne kadar davacı vekilince birleşen ikinci davada, asıl davada talep edilen (5.675.338.000) TL’na ilaveten (13.434.807.000) TL talep edildiği, dolayısıyla talep aşımının söz konusu olmadığı, Yargıtayca iş yoğunluğu nedeniyle yapılan bu hataya itibar edilmemesi gerektiği bildirilmişse de, bu iddia da doğru değildir. Zira, asıl davada (726.838.000) TL ile (2.647.500.000) TL., birleşen ilk davada da (2.301.000.000) TL., yani toplam (5.675.338.000) TL talep edilmişse de, asıl davada talep edilen faiz miktarı davalı tarafından ödenmekle asıl davanın konusu kalmamış, birleşen birinci davada da davacı vekilinin taleplerini açıkladığı 29.03.2002 tarihli dilekçesinde, talep edilen (2.301.000.000) TL’nin (1.571.465.000) TL’nin munzam zarar, bakiyesinin de aracının çalışamamasından kaynaklanan zarar olduğu belirtildiğinden ve aracın çalışamaması nedeniyle oluşan zarar talebi asıl davada reddedilip kesinleşmiş olmakla yeniden talep edilemeyeceğinden, davacının birleşen ikinci davada talep edilen (13.434.807.000) TL munzam zarar talebinin dışında, birleşen birinci davadaki munzam zarar talebi ancak (1.571.465.000) TL olmaktadır.
Bu itibarla mahkemece, birleşen birinci davada talep edilen (1.571.465.000) TL ve birleşen ikinci davada talep edilen (13.434.807.000) TL tutarındaki munzam zarar talebini aşacak şekilde, toplam (80.493,90) TL’na hükmedilmesi suretiyle HUMK’nın 74. maddesine aykırı olarak talebin aşılması da doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı Axa-Oyak Sigorta A.Ş’ye iadesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.