YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6506
KARAR NO : 2013/9172
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
MAHKEMESİ: … 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.09.2011 tarih ve 2005/554-2011/135 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, … ibaresinin müvekkili şirketin ticaret unvanında 1994 yılından bu yana kullanıldığını, bunun yanında söz konusu markanın 24.11.1998 tarihinde müvekkili adına 11., 14., 21. ve 27. emtia sınıfı için tescil edildiğini; müvekkili tarafından üretilen ürünlerin bu marka altında tanınmış duruma geldiğini, yerli ve yabancı basında müvekkili şirket ve ürünlerinden söz edildiğini, davalının … markası adı altında üretim ve pazarlama faaliyetine başladığını, bunun üzerine davalıya ihtarname keşide edildiğini ve fakat davalının söz konusu markayı kullanmaya devam ettiğini, müvekkili adına tescilli markanın esas unsurunun … ibaresi olduğunu, davalının söz konusu markayı kullanımının müvekkilinin haklarına tecavüz teşkil ettiğini, zira, bu markada da… ibaresinin ayırt edici unsur olduğunu belirterek müvekkiline ait markanın davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığının tespitine ve vaki tecavüzün önlenmesine; dava konusu ibarenin üzerinde bulunduğu her türlü materyalin çıkarılmasına, söz konusu ibarenin bu materyallerden silinmesine, silinmesinin mümkün olmaması halinde imhasına, 20.000 YTL maddi, 60.000 YTL manevi tazminata, 20.000 YTL yoksun kalınan kazancın tazminine; hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ofis mobilyası sektöründe Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biri olduğunu, müvekkili şirketin 1927 yılında kurulduğunu, … A.Ş. … markasının 16.03.1995 tarihinde müvekkili adına tescil edildiğini; müvekkilinin yurtdışında da tanınır bir firma olduğunu, müvekkili şirket tarafından … ibaresinin tescili için yapılan başvuruya itiraz eden davacının tüm itirazlarının … tarafından reddedildiğini, davacı markasının tek başına… ibaresinden oluşması halinde dahi markalar arasında benzerliğin bulunmadığını, davacı tarafından delil olarak sunulan gazete haberlerinin müvekkili tarafından markanın kullanılması tarihinden sonraki tarihlere rastladığını; müvekkili markasında yer alan … ibaresinin, … ibaresinin yanında yardımcı unsur olarak kullanıldığını, müvekkiline ait markanın tanınmış olduğunu ve dolayısıyla tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline sebebiyet vermesinin mümkün olmadığını, müvekkiline ait markanın 35. sınıf için tescilli olduğunu ve dolayısıyla davacı markası ile aynı sınıfta olmadığını, … ibaresini içeren birçok markanın aynı veya benzer mal veya hizmet sınıfları için tescilli olduğunu, bu durumun, … ibaresinin güçlü bir marka olmadığını gösterdiğini ve söz konusu ibarenin herkes tarafından kullanılabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece, her iki markanın görsel, biçimsel, yazılış, okunuş, tasarım, anlam, ses uyumu, çağrıştırma, genel intiba kıstasları itibariyle karşılaştırması sonucunda, markaların görünüş, yazılış, fonetik ve tasarım yönlerinden aynı olmamalarının yanında, benzer dahi olmadıkları, davacı şirket ticaret unvanının kullanım şeklini gösteren belgelerden, davacı tarafından ticaret unvanının aynen ticaret siciline tescil edildiği şekliyle aynı zamanda marka olarak kullanıldığı, yani davacının tescilli ticaret unvanı ve tescilli markasının tıpatıp birbirinin aynı olduğu, anlamsal ve görsel açıdan davacının ticaret unvanı ile davalı markasının birbirinden farklı olduğu, birbirine benzer dahi olmayan iki markanın halk tarafından karıştırılmasının da söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı tarafından işbu davanın açılmasından önce yapılan marka başvurusunun yargılamanın devamı esnasında tescil olunarak marka tescil belgesinin düzenlenmiş olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.