YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/708
KARAR NO : 2013/17656
KARAR TARİHİ : 04.10.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 48. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.10.2011 tarih ve 2011/54-2011/41 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.10.2013 günü hazır bulunan davalı vekili Av. … ile davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının külli halefi olduğu İktisat Bankası’nın Mecidiyeköy Şubesi’nde 23.03.2001 tarihinde O/N olarak 164.981 TL miktarlı hesap açtığını, bankanın tasfiye edildiği 07.12.2001 tarihine kadar hesabın 231.647,17 TL olması gerekirken bankaya müracaatında hesapta hiç para bulunmadığının bildirildiğini, usulsüzlüğün banka yetkilisi … tarafından gerçekleştirildiğini, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğunu ileri sürerek, 231.647,17 TL’nin 07.11.2001 tarihinden itibaren reeskont faizinden yüksek olması halinde en yüksek vadeli mevduat faizi, aksi takdirde %70 oranında reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hesaptaki paraların imzası davacıya ait olan talimat ve ödeme dekontları ile çekildiğinin banka müfettişlerinin raporu ile belirlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin de dahil olduğu müşterek hesaptan ayrılarak usulüne uygun bir hesap açtığı, bu hesaptaki işlemlerin mutlak surette davacının imzasının yer aldığı talimat veya dekontlar ile yapılmasının gerektiği, bu hesaptan davacının müşterek hesap sahibi olduğu hesaba virman yapılmasının veya davacının hesabından havale yapılan kişilerin müşterek hesapta birlikte yer aldığı kişilerle şirket ortaklıklarının olmasının davacının dışında gerçekleşen olaylar olduğu, bu durumun davacının bu kişilerle irtibatlı olduğunun veya birlikte hareket ettiklerinin kabulüne tek başına delalet etmeyeceği, davacının hesabından çıkan paraların gittiği hesaplar ve buradaki tasarruflar ile ilgili olarak davacının bu işlemlerden haberdar olduğu veya bu işlemlere icazet verdiğine dair delil elde edilemediği, bankanın kusursuz sorumluluğu uyarınca davacı zararını ödemekle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 194.180,15 TL’nin dava tarihinden itibaren yıllık %55 ve değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin, davacı vekilinin ise (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacıya ait hesaptan davalı banka çalışanının usulsüz para çektiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair kurulan ilk hüküm, Dairemizin 20.02.2009 günlü ilamı ile “yapılan virmanlar sonucunda hesaptan çıkan paranın gerek gönderildiği davacının müşterek hesabında ve gerekse de davacının ilgisi olduğu anlaşılan dava dışı bir kısım şahıslar tarafından ne şekilde tasarruf edildiği, bu kullanımlarda davacının bilgisinin ve menfaatinin bulunup bulunmadığı, davacının anılan virman tarihlerinden sonra paranın gönderildiği müşterek hesabında çeşitli işlemlerde bulunmak suretiyle özellikle bu hesaba yapılan virmanlara icazetinin olup olmadığı konularında denetime elverişli bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyan mahkemece de bilirkişi incelemesi yaptırılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, hükme esas alınan 27.01.2011 tarihli bilirkişi raporunda, Dairemiz bozma ilamında açıklandığı biçimde yapılan inceleme sonucunda, dava konusu hesaptan davacının müşterek hesabına gönderilen paranın verilen talimatlara istinaden üçüncü kişilere nakden ve EFT yoluyla ödendiği, müşterek hesabın dava dışı …’ün imza ve talimatı ile işletildiği, davacının hesabından çekilen paranın üçüncü şahıslar nam ve hesabına kullanıldığı, davacı adına doğrudan ya da dolaylı olarak yapılan herhangi bir işleme rastlanmadığı, bu durumda, 3. şahıslar hesaplarına gönderilen paralar üzerinde davacının herhangi bir tasarruf ya da menfaat ilişkisinin bulunmadığı, davacının hesabından yapılan işlemlere icazet vermediği açıklanmıştır. Bu durumda, davacıya ait hesaptan usulüne uygun talimat olmaksızın çekilen paradan davalının sorumlu tutulmasında esasen bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, hesaptan çekilen 1.826,10 TL’nin davacıya ait 5225969-02 nolu hesaba ve 2.928 TL’nin ise yine davacıya ait 5225969-01 nolu hesaba aktarıldığının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi karşısında davalının usulsüz dahi olsa davacının diğer hesaplarına aktarılan paradan sorumlu tutulamayacağının gözetilmemiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, mahkemece hüküm altına alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmiş ise de davalı taraf, davacının 09.01.2002 tarihli ihtarnamesi ile temerrüde düşürüldüğünden bu ihtarnamede verilen süre de gözetilerek faizin başlangıç tarihinin tespiti gerekmektedir. Ayrıca davacı taraf, oran bildirerek faiz talebinde bulunmuş olup bildirilen oran, talep tarihi itibariyle avans faizine tekabül etmektedir. Taraflar arasındaki ilişkinin bankacılık işleminden kaynaklanması karşısında alacağa avans faizi işletilmesi mümkün bulunduğundan alacağa değişen oranlarda avans faizi işletilmesi gerekirken bu hususun da gözden kaçırılmış olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.