Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/7563 E. 2013/22336 K. 06.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7563
KARAR NO : 2013/22336
KARAR TARİHİ : 06.12.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 51. Asliye Ticaret (İstanbul 1. Denizcilik İhtisas) Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.02.2012 tarih ve 2010/578-2012/62 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.12.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 22/07/2000 tarihinde Bostancı-Dilek kayalıkları mevkiinde makine arızası nedeniyle karaya oturarak deniz tehlikesine maruz kalan dava dışı Karaer Denizcilik ve Kumculuk Ltd. Şti. firmasına ait İLKNUR 2 adlı gemiye davalıya ait TURANLAR 2 Gemisi tarafından verilen kurtarma yardım hizmeti nedeniyle kurtarma yardım tekel hakkının ihlali neticesinde müvekkilinin 400.000 USD kâr kaybına uğradığını, meydana gelen karaya oturma hadisesi sebebi ile SÖNDÜREN 7 römorkörünün olay mahalline gönderilerek gemiye dışarıdan limbo dahil herhangi bir yardım alınmasına izin verilmemesi hususunda İstanbul Liman Başkanlığı’ndan gerekli tedbirlerin alınması istendiğini, gemi armatörüne tekel hakkının hatırlatıldığını, buna rağmen müvekkilinin tekel haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, 400.000 USD kâr kaybının 28/07/2000 olay tarihinden itibaren USD’ye uygulanan en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, tekel hakkının ancak bir kanunla ihdas edilebileceğinden davacının tekel hakkının kanunen bulunmadığını, müvekkilinin İLKNUR 2 Gemisi’ne kurtarma hizmeti vermediğini, verilen hizmetin davacının ana statüsü kapsamında değerlendirilen limbo işlemi olmayıp İstanbul Liman Tüzüğü’nün 29. maddesinde düzenlenen limbo işlemi olduğunu, müvekkilinin gemisinin kurtarma işini yapmasının donanım eksikliği nedeni ile teknik olarak mümkün olmadığını, verilen hizmette ticari bir gaye ile hareket edilmediğini, yapılan hizmetin tamamen yardım amaçlı olduğunu, talep edilen miktarın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin 30.03.2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davalı tarafından verilen hizmetin davacının tekel hakkını ihlal ettiği noktasının Yargıtay ilamı ile onandığı, dosyada mevcut İstanbul Maden ve Metaller İhracatçılar Birliği’nin yazısı doğrultusunda davaya konu emtianın tonunun 1.770 USD olduğunun bildirildiği, gemide bulunan yük bedelinin bu miktar üzerinden dikkate alınması gerektiğinden, gemide 2.000 ton x 1.770 olmak üzere toplamda 3.540.000 USD bedelli yük bulunduğu, tersanenin imzasız ve mühürsüz belgesi ile beraber, klas hasar ve sörvey raporları olmadan hasarın sağlıklı bir şekilde hesaplanmasının mümkün olmadığı, ancak hasar ile ilgili geçerli olarak kabul edilecek delilleri sunma mükellefiyetinin davalıya ait olup, bu delillerin sunulmamasının külfetine davalının katlanmak zorunda olduğu, geminin bilirkişilerce yapılan değerlendirmesi neticesinde hasarsız değerinin 350.000 USD olduğu görüşüne yer verildiği, davacı, kurtarma operasyonunda limbo faaliyetine katılmayarak geminin etrafında hazır olarak bir römorkör beklettiği, kurtarılan geminin pozisyonu ve kurtarma operasyonunu zorlaştıracak bir konumda olmadığı, kurtarılan geminin operasyondan sonra kendi başına hareket edebilecek şekilde yüzer halde bulunduğu, davacı tarafça hizmet verilseydi, her ne kadar limbo hizmeti verecek donanımı bulunmasa dahi kira yolu ile bu işlemi yerine getirip kâr elde edeceğinden davacının gemiye herhangi bir hizmet vermediğinden bozma ilamı doğrultusunda sabit olan tekel hakkının davalı tarafça ihlal edildiği, 3.890.000 USD gemi ve yük değeri dikkate alındığında, geminin ve havanın durumu, sarf edilecek zaman, yapacağı işlem ve limbo için gemi kiralaması gibi hususlar göz önüne alındığında davalının bu konuda 2. ve yok sayılan 3. bilirkişi raporu ile mübayenet giderici son bilirkişi raporu doğrultusunda % 1 oran üzerinden 38.900 USD oranında kâr kaybı bedeli ödemesinin gerektiği, gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 38.900 USD’nin 19/03/2011 dava tarihinden itibaren kamu bankalarınca ABD Doları’na verilen en yüksek yıllık faiz oranı tahakkuku ile fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, HMK m. 304 uyarınca davacı vekili tarafından temyiz edilen faiz başlangıç tarihine ilişkin maddi hatanın mahallinde düzeltilebilecek olmasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 2.095,35 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.