Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/7855 E. 2013/12457 K. 14.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7855
KARAR NO : 2013/12457
KARAR TARİHİ : 14.06.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.10.2011 tarih ve 2010/347-2011/500 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortaklarından olduğunu, şirket ortaklarından … in hem şirket ortağı, hem de şirket müdürü olarak şirket adına işlem tesis etmeye yetkili kılındığını, …’in şirket müdürü olmasıyla, usulsüz işlemlere giriştiğini ve böylece şirketi zarara uğrattığını, şirket işleyişiyle ilgili olarak davacıya bilgi vermediğini ileri sürerek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesini, bu mümkün olmadığı takdirde ise davacı ortağın payının ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına izin verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 31/08/2009 tarihli ortaklar kurulu toplantısında … ‘de faaliyet gösteren başka bir rehabilitasyon şirketinin de ortağı olması sebebi ile müdürlük görevinden azledildiğini, azil sonrasında davacının, şirket kaşesini teslim etmediğini ve bu kaşe ile şirket aleyhine bono düzenleyerek dava dışı … ‘ya teslim ettiğini, şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacı hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği gerekçesiyle ayrıca güveni kötüye kullanmak nedeniyle suç duyurusunda bulunduklarını ve sonucunda kamu davası açıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre; davacının şirket ortaklığı ve hatta müdürlüğü görevi devam ederken, davalı şirket ile benzer alanda faaliyette bulunacak olan rakip bir şirkette faaliyete başlaması ve ilçenin kapasitesi de nazara alındığında bu şekilde faaliyette bulunmasının haksız rekabet mahiyetinde bulunduğu, davacının bu davranışı nedeniyle şirketin zarara uğradığı, bu suretle davacının şirketin feshini veya ortaklıktan çıkarılmasını talep etmesinin iyiniyet kurallarına uygun görülmediği, haklı nedene istinaden şirketin feshi veya ortaklıktan çıkarılma davası açılabilmesi için davacının kusurlu davranışları sebebiyle
bu haklı sebeplerin meydana gelmemiş olması gerektiği, kimsenin kendi kusuruna dayanarak lehine sonuç çıkarılmasını talep edemeyeceği, davacının ortak olmanın getirdiği yükümlülükleri yerine getirirken ağır kusurlu davrandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 14.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.