Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/7974 E. 2013/9219 K. 07.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7974
KARAR NO : 2013/9219
KARAR TARİHİ : 07.05.2013

MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/01/2012 tarih ve 2010/625-2012/30 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkili ile davalı gerçek kişilerin davalı şirketin ortakları olduğunu, davalı şirket ile dava dışı … arasında beş adet taşınmazın 21.06.2000 tarihinden itibaren 20 yıl süre ile davalı şirkete kiralanması hususunda sözleşme yapıldığını, taşınmaz maliki … ‘in ölümünden sonra hem şirket ortağı hemde mirasçı bulunan davalılar tarafından kira sözleşmesi göz ardı edilerek sözleşme konusu taşınmazların bir kısmının üçüncü kişilere kiraya verildiğini, kiraların emsallere uygun olmadığı gibi, alınan kira bedellerinin de şirkete aktarılmadığını, bir kısım taşınmazların hiç kiraya verilmeyerek şirketin gelir kaybına uğramasına sebebiyet verildiğini, davalı şirket ile olan kira sözleşmesinin herhangi bir karar alınmaksızın müvekkilinin bilgisi dışında feshedildiğini belirterek bir kısım taşınmazların hiç kiraya verilmemesi, kiraya verilenlerin düşük bedel ile kiraya verilmesi sebebiyle şirket kazanç kaybının tespit edilerek en yüksek ticari faiziyle birlikte şirkete iadesine, elde edilen kardan müvekkili payının ödenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, gerçek kişi müvekkillerinin aynı zamanda davalı şirketin ortaklarından olması sebebiyle müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, davalı şirketin amaç ve faaliyet konuları arasında dava konusu yerlerin 3.kişilere kiraya verilmesinin bulunmadığını, taşınmazların eski sahibi … ‘in mirasçısı olup şirket ortağı olmayan … ile şirketi temsile yetkili müdür … arasında akdedilen sözleşme ile önceki sözleşmenin davacının bilgisi dahilinde fesih edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ana sözleşmesi ve davalı …’in şirket müdürü atanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararı kapsamında şirket müdürüne geniş yetkiler verildiği, şirket varlıklarını satma yetkisi tanınan şirket müdürünün kira sözleşmesini fesih yetkisinin olmadığının kabul edilemeyeceği, buna göre kayıt maliklerinin davalı şirket müdürü ile bir araya gelip kira sözleşmesini feshetmelerinin geçerli olduğu, kira sözleşmesinin feshine ilişkin müdür işleminin iptalini sağlamadan geçerli olduğu kabul edilen fesih işlemine rağmen davacının şirketin fesih nedeni ile zarara uğradığını belirtip dava açmasının mümkün olmadığı, şirketin elde ettiği karın dağıtımı için ana sözleşme uyarınca ortaklar kurulu kararı alınması gerektiği, yasada belirtilen yöntem kullanılmadan mahkemenin ortaklar kurulu yerine geçerek onlar adına kar dağıtımı sonucunu doğuracak şekilde karar vermesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, kira sözleşmesinin ihlali sebebiyle tazminat talebi yönünden, davacı 14.10.2011 tarihli dilekçesi ile, davanın, davaya konu taşınmazların kayıt maliki olan ve aynı zamanda şirketin de ortağı olan davalıların murislerinden kalan davaya konu taşınmazlar için daha önce şirket ile önceki kayıt maliki arasında düzenlenen kira sözleşmesine aykırı davranarak, dava konusu parsellere el koyarak, kendi adlarına kiraya vermeleri sonucu şirketin gelir elde etmekten yoksun kalması nedeni ile taşınmazların kayıt malikine karşı açılmış sözleşmenin ihlali ve neticesinde uğranılan zararın tazmini ve şirkete iadesi istemine ilişkin olduğunu açıklamıştır. Bu kapsamda, davanın açıklanan bu şekli ile ancak sözleşmenin tarafı olan limited şirket tarafından açılabileceği, şirket ortağı olduğu anlaşılan davacının bu davada aktif dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile esas yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de, dava reddedilmiş olmakla, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan anılan hususun neticeye müessir bulunmadığı anlaşılmış, sonucu itibariyle doğru kararın HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kira sözleşmesinin ihlali sebebiyle tazminat talebi yönünden sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.