Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/9355 E. 2014/4713 K. 11.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9355
KARAR NO : 2014/4713
KARAR TARİHİ : 11.03.2014

MAHKEMESİ : SİLVAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/09/2010
NUMARASI : 2008/242-2010/271

Taraflar arasında görülen davada Silvan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/09/2010 tarih ve 2008/242-2010/271 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.03.2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araçta yolcu iken meydana gelen kaza sonucu %10 malul olacak şekilde yaralandığını ileri sürerek, şimdilik 7.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise, müvekkilinin içinde bulunduğu araca dava dışı işletene ait aracın çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını, bu aracın kazada tam kusurlu olduğunu, anılan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmadığını ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak 17.641,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte G.. H..ndan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, müvekkilinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın sürücüsünün kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davanın davalısı vekili, müvekkilinin davacının zararını ödeyerek ibra edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının içinde yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı sigorta yönünden açılan asıl davanın reddine, birleşen davada ise, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmaksızın davalı G.. H..ndan zararının bir kısmını tahsil ederek anılan davalıyı ibra ettiği gerekçesiyle, birleşen davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerintartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin birleşen davaya yönelik aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, trafik kazası sonucu davacının uğramış olduğu maddi zararın G.. H..ndan tazmini istemine ilişkin olup, somut olayda taraflar arasında, davacının içinde bulunduğu araca çarpan kamyonun zorunlu trafik sigortasının bulunmadığı ve davalı G.. H.. tarafından davacıya 2.939,00 TL tazminat ödendiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalı tarafından yapılan bu ödeme nedeniyle davacının davalıyı ibra edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacı tarafından her hangi bir ihtirazı kayıt koyulmaksızın davalının ibra edildiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesi “Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” hükmünü içermekte olup, bu hükümden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Dolayısı ile uyuşmazlığın çözümü için ibranamenin geçerli olup olmadığının bu davada değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece, KTK’nın 111. maddesi hükmüne göre davacıya ödenen tazminat miktarı ile gerçek tazminat miktarı arasında fahiş bir fark olup olmadığı, buna göre ibranamenin geçerli olup olmadığının değerlendirilerek, sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temiyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.