Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/9382 E. 2014/2113 K. 07.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9382
KARAR NO : 2014/2113
KARAR TARİHİ : 07.02.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/03/2012
NUMARASI : 2011/99-2012/44

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.03.2012 tarih ve 2011/99 – 2012/44 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ve borcu üstlenen TMSF vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı TMSF vekili Av. C. K., davalı Ing Bank A.Ş. vekili Av. E. I. ve davacı mirasçıları vekili Av. B. S. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Erol Kaplan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin Egebank Ç.Şubesi’ne 300.000 DM yatırdığını, parayı yatırdıktan bir süre sonra Egebank’ın zor durumda olduğu duyumunu alan müvekkilinin bankaya müracaat ederek parasını çekmek istediğini, ancak banka görevlilerinin, bankanın kötü durumda olmadığını, paranın devlet garantisi altında bulunduğu söyleyerek müvekkilini ikna ettiklerini ve kendisine ödeme yapmadıklarını, müvekkilinin bundan sonraki başvurularının da sonuçsuz kaldığını, Egebank Off-Shore Ltd.’nin hayali ve paravan bir banka olduğunu, bu nedenle lisansının da iptal edildiğini ileri sürerek, asıl davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000 TL’nin avans faizi ile birlikte tahsilini, birleşen davada ise 298.000 DM karşılığı EURO’nun avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka ve borcu üstlenen TMSF vekili, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, aynı konuda taraflar arasında görülerek kesinleşen bir davanın bulunduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, usulüne uygun aciz vesikasının alınmadığını, davacının serbest iradesiyle daha fazla faiz getirisi sağlayan kıyı bankacılığını tercih ettiğini, müvekkili bankanın davacının talebi doğrultusunda havale işlemini yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından Egebank Ç. Şubesi’ne 300.000 DM yatırıldığı, bu paranın off-shore bankasına gönderilmeyip Egebank’ın Merkez Şubesi nezdinde açılan bir hesaba aktarıldığı, banka yetkililerince davacının daha fazla getiri sağlayacağı ve mevduatın devlet güvencesi altında olduğu yönünde telkinde bulunulmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, davalı bankanın davacının zararından sorumlu bulunduğu, gerek ceza zamanaşımı süresi gerekse mevduat zamanaşımı süresi gözetildiğinde davalının zamanaşımı definin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 2.000 TL’nin 26.11.1999 tarihinden itibaren altı ay süresinde % 26 oranındaki akdi faizi, bu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Kanun’un 2/2 maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden 298.000 DM karşılığı 152.820,46 EURO’nun 26.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ve borcu üstlenen TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının sorumluluğunun BK’nın 41,55 ve TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına ve davacının zararının, parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlayacak olmasına göre davalı ve borcu üstlenen TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı tarafından banka hesabına yatırılan paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Bu şekilde talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek borcun yabancı para olarak aynen ifasını istemesi mümkün değildir. Somut olayda da, davacı taraf asıl davada tercih hakkını kullanmış ve borcun Türk Lirası üzerinden ödenmesini istemiş, birleşen davada ise alacağın yabancı para üzerinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. O halde, mahkemece davacının, alacağın Türk Lirası üzerinden ödenmesi yönündeki tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemeyeceği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarın, off-shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, vade sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen akdi faiz oranının uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ve borcu üstlenen TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı-borcu üstlenen TMSF yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 07.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.