YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9621
KARAR NO : 2013/7542
KARAR TARİHİ : 17.04.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
… olarak görülen davada … Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.04.2012 tarih ve 2012/39-2012/116 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, Garanti Bankası … Şubesi’nden şahsına ait hesap numarası üzerinden aldığı … adet boş çek yaprağının çalındığını ileri sürerek, çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; 6762 Sayılı …’nın 730/20 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 669. maddesi uyarınca, rızası dışında elinden çıkması nedeni ile çekin iptalini isteme hakkının hamile ait olduğu, davacının, çeklerin keşidecisi olduğundan çek iptali davası açma hak ve sıfatının bulunmadığı, davacının çalındığını bir başka ifadeyle rızası dışında elinden çıktığını belirttiği çek yapraklarının boş olmaları nedeniyle kıymetli evrak vasfında olmadıkları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı temyiz etmiştir.
1- İstem, kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptaline ilişkindir.
01…2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nın 383. maddesinde çekişmesiz yargı işleri ile ilgili olarak “aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece” sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Bu bağlamda konuya yaklaşıldığında, …’nın 563 vd. maddelerinde düzenlenen kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptaline ilişkin davaların gerek 1086 sayılı Kanun’un yürürlükte kaldığı süreçteki yargısal uygulama ve gerekse de 6100 sayılı HMK’nun 383/…-e/6 maddesi uyarınca ticaret hukukuna dahil çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu açıktır. Bu nedenle, ilk bakışta, bu nitelikteki davaların da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülebilecektir. Ancak bu nitelikteki davalar ve/veya HMK’da tercih edilmiş tanımıyla işlerin, aynı zamanda mahkemenin karar tarihi itibariyle yürürülükte bulunan 6762 Sayılı …’nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca ticari dava ve/veya iş niteliğinde bulunduğu da kuşkusuzdur. 6762 Sayılı …’nın 4. ve 5. maddesinin özel nitelikte birer usul hükmü niteliğinde bulundukları düşünüldüğünde, bu davalar ve esasen ticaret hukukuna dahil ve mahkemece görülecek olan çekişmesiz yargı işlerinin tümü bakımından görevli mahkemenin tayininde, HMK’nun 383. maddesinde belirtilen hükmün aksine ve özel bir düzenlemenin var olduğunda duraksanmamalıdır. Bu durumda 6762 Sayılı …’nın 5. maddesi başlığı ile birlikte nazara alındığında, ticaret hukukunda yer alan çekişmesiz yargı işleri bakımından asıl görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu,
ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerler bakımından ise asliye hukuk mahkemesinin görevli kabul edilmesi gerektiği açıktır. Nitekim, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesinde bu tür işlerde ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun belirtilmiş olması da yasa koyucunun iradesinin de Dairemizin yorumu yönünde olduğunu göstermektedir. Tüm bu nedenlerle, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
…- Bozma sebep ve şekline göre, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ….04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.