YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10096
KARAR NO : 2014/13569
KARAR TARİHİ : 11.09.2014
Taraflar arasında görülen davada verilen 07/06/2012 tarih ve 2011/133-2012/147 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09/09/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin, doğrudan %14 dolaylı olarak ise %24 oranında olmak üzere yaklaşık %38 oranında hissesini elinde bulundurduğunu, davalının kişiden oluşankapsamında öngörülen sayıda bağımsız yönetim kurulu üyesini içermediğini, ilgili kurallar uyarınca yedi kişiden oluşan bir yönetim kurulunda en az üç bağımsız üyenin yer alması gerektiğini, şirket yönetiminde yeterli sayıda bağımsız üyenin bulunmamasının Kurumsal Yönetim İlkelerine aykırılık yarattığını, bu konuda maddesi uyarınca idari para cezasının uygulandığını, tarafından bu aykırılığın tespiti ve idari para cezasına konu olmasına ilişkin kararların arafından dava konusu edildiğinikararlarının yerindeliğinin mahkemelerce belirlendiğini, mevzuatı kapsamında en az iki üyeden oluşması gereken ve görevleri arasında şirketin bağımsız şekilde denetlenmesini organize etmek ve denetlemek yükümlülüğü bulunan de mümkün olduğunca şirketin icrasına yönelik birimlerden bağımsız olması, gereken şeffaflıkla görevlerini yerine getirebilmesi amacıyla iki üyeden oluşması halinde tüm üyelerinin daha fazla üyede oluşması halinde ise çoğunluğunun icrada görev almayan Yönetim Kurulu üyelerinden oluşmasının aranmadığını,kuralları kapsamında yer alan bir istisna hükmünden yararlanmak suretiyle bağımsız niteliği haiz olmayan komite kararlarına ilişkin olarak imza yetkisi olmaksızın gözlemci üye sıfatıyla atadığını, bu durumu kuralları kapsamında en az iki üyeden oluşması yönündeki zorunluluğu ihlal ettiğini, 2010 mali yılına ilişkin olarak toplanacak gündemine Yönetim Kurulu üyelerinin azli ve yeniden seçilmesi yönünde madde eklenmesi için Yönetim Kurulundan talepte bulunulduğunu, ancak bu azınlık hakkının öncelikle bu konuda birincil görevli olan üyelerinin muhalefeti neticesinde herhangi bir haklı gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini ileri sürerek, davalının şirket Yönetim Kurulunda yeterli sayıda bağımsız üye bulundurmayı sağlayacak düzenlemeyi yapmamasının ve gündeme madde eklenmesi yönündeki azınlık haklarının kullanılmasına engel olmasının hukuka aykırılığının tespitine, davalının özelliklemevzuatına aykırı muarazasının devam ettiği gözetilerek muarazanın men’ine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bağımsız üyenin yönetim kurulunda olumsuz oy kullanması bir an için muaraza kabul edilse dahi, bağımsız üyenin oyunun mahkeme tarafından belirlenmesi isteminin hukuken mümkün olmadığını, bağımsız üyenin işlevinin hakim pay sahipleri arasındaki menfaat ihtilaflarını bunlardan birinin istemi yönünde değil, münhasır şirket menfaati doğrultusunda gidermek olduğunu, yönetim kurulunun genel kurul gündemine madde ekletme talebinde gerektirici sebebin bulunmadığı sonucuna varmasının bir muaraza olmadığını, koşuları gerçekleşmeden davacı tarafın istediği gibi yeni bağımsız üye atanması doğrultusunda adımlar atılmasının, şirketin mevcut yönetim yapısına yabancılaşarak yönetim teşkilatının değişmesi sonucunu doğuracağını, aslında ortada tespit edilmesi gereken bir muaraza bulunmadığını, bir muaraza olduğu varsayımsal bir şekilde kabul edilse dahi, bunun nasıl giderileceği konusunda bir açıklık da bulunmadığını, bu sebeple davacının görülmekte olan davayı açmakta hukuki bir menfaati bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre 30/12/2011 tarih ve 25158 sayılı resmi gazetede yayınlanan sayılı tebliği ve bu tebliği değiştiren sayılı resmi gazetede yayınlanan gören halka açık şirketlerde yasal düzenleme ile belirlenmiş olup, 30/06/2012 tarihine kadar bu düzenleme gereklerinin yerine getirilmesi, yasal bir mükellefiyeti haline dönüştüğü, davacının açtığı işbu davada hedeflediği amacın, şirket yönetim kurulu başkanının şirket ana sözleşmesinde değişiklik yapılmasını sağlayıcı önlemleri almak, bu konuda gündeme madde eklenmesi yönündeki azınlık haklarını engellendiğini belirterek bu konudaki muarazanın giderilmesini sağlamak olduğu, kararı ile yapılacak genel kurul gündemi doğrultusunda değişikliklerin yapılabileceği, bu organların işlemlerine karşı azınlık hakkı sahibinin alınankararlarının hukuka uygun olmadığının tespitini, şirkete karşı açılacak davada ileri sürebileceği gibi genel kurula bu organların kararlarına karşı itiraz hakkının kullanabileceği ve bu konudaki genel kurul kararlarının iptali veya yoklukla malul sayılmasına ilişkin hakların mahkemede kullanılabileceği açık iken, başkanı ile davacı azınlık hakkı sahibi arasında muarazanın varlığını ileri sürmede hukuki menfaat bulunmadığı gibi, yapılan yasal değişiklikler karşısında dava dışı düzenlemesine uygun hale getirmesinin yasal zorunluluk olduğunu, iş bu davada davacının taleplerinin değerlendirilmesi ve olumlu veya olumsuz karar verilmesinde hukuki bir menfaatinin kalmadığı, aslında dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan hukuk kuralları ile davacının taleplerini dava dışı şirket genel kurul kararlarına karşı açılacak davada ileri sürülebileceği, davacı tarafından şirket yönetimine bağımsız ilavesine ilişkin talepler konusunda yaptığı başvurular nedeni ile mahkemelerde dava açtığı ve böylece bu hakkını da kullanmış olduğu gerekçesiyle davacının açtığı davanın hukuki menfaat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.