Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/10131 E. 2014/6492 K. 02.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10131
KARAR NO : 2014/6492
KARAR TARİHİ : 02.04.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/11/2012
NUMARASI : 2011/48-2012/185

Taraflar arasında görülen davada Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.11.2012 tarih ve 2011/48-2012/185 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Ç. Termik Santrali ile santralin 1. ve 2. ünitelerine kömür sağlayan maden sahalarının rehabilitasyonu ve 20 yıl süreyle işletilmesinin, 3906 sayılı Yasa kapsamında davalı şirkete devredilip söz konusu şirket tarafından işletildiğini, Bakanlık ile davalı arasında imzalanan santralin devri ile ilgili imtiyaz sözleşmesinin 2. maddesinde şirketin sadece devraldığı tesislerin rehabilitasyonu, işletilmesi ve üretilebilecek elektrik enerjisinin satışı ile iştigal edeceği, İmtiyaz Sözleşmesi’nin 7. maddesine göre kül vadisine atılan küllerin vadide doldurduğu kısımların şirket tarafından tozumaya karşı önlem alınarak ağaçlandırılacağı ve maden sahasında dekapaj dökümünün yapıldığı alanlarda rekültivasyon işleyenin yapılacağını, kül ve uçucu kül ile ilgili başkaca bir hüküm bulunmadığını, santralin işletilmesi sırasında oluşan günlük 1100-1200 ton civarında külün davalı tarafından satıldığını, ancak kömürün atığı olan külün ticaretinin yapılamayacağından kül satış bedelinin tahsiline ilişkin ek protokol düzenlenerek konunun anlaşma yolu ile çözümlenmesinin amaçlandığını, 01/08/2007 tarihinde ek protokolün imzalandığını, ek protokol tarihinden itibaren davalı şirketten kül bedeli tahsilatı yapılmaya başlandığını, ancak geçmişe dönük kül satışına ilişkin davalı şirket ile mutabakat sağlanamadığını, 9.730.352,97 TL’nin kül bedeli olarak tahsil edilmesi gerektiğini, ancak davalı şirketin bedelin ödenmeyeceğini taraflarına bildirdiğini ileri sürerek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile 9.730.352,97 TL kül bedelinin davalıdan faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, imtiyaz ve devir sözleşmesinde uçucu külün davacıya ait olduğuna ilişkin bir hükmün bulunmadığını, müvekkili şirketçe yapılması yasak olan işlemlerin sözleşmelerde ayrıntılı olarak düzenlenmesine rağmen uçucu külün satışını engelleyen yasaklayıcı hiç bir hükmün bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin uçucu kül nedeni ile bir gelirde elde etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalan sözleşmelerde kül satışına ilişkin hükümler bulunmaması, var olan hükümlerin de davalının kül satışını yasakladığı şeklinde değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı tarafından sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle elde edilen gelir nedeniyle açılan alacak davasıdır.
Ç. Termik Santrali’ne kömür sağlayan maden sahalarının rehabilitasyonu ve 20 yıl süre ile işletilmesi konusunda taraflar arasında 11.01.1999 tarihinde yazılı sözleşme yapılarak 1, 2, 3 ve 4 ünitelerin davalı şirkete devredildiği, sözleşmenin 7’nci maddesinde işletme sırasında elde edilen küllerin atıldığı kül vadisinin tozumaya karşı önlem alınarak ağaçlandırılacağının kararlaştırılmasına rağmen külün satıldığı, bu nedenle de 01.08.2007 tarihinde tarafların bir araya gelerek 01.08.2007 tarihli “Ç. Termik Santral Uçucu Kül Satışına Dair Ek Protokolü” imzaladıkları ve bu protokol ile davalı şirketin bu tarihten sonra uçucu kül için EÜAŞ’a ödeme yapmayı kabul ettiği hususlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık ek protokolün imza tarihinden önceki 2000-2007 dönemi için kül vadisine atılıp üzeri ağaçlandırılmayan ve satışı yapılan kül nedeniyle davacının davalıdan talep hakkı olup olamayacağına ilişkindir.
Mahkemece, iki kez bilirkişi raporu alınmış olup ilk raporda bilirkişi kurulu gerek imtiyaz sözleşmesinde gerekse bağlı 5 adet sözleşmede kül satışı ile ilgili bir hüküm bulunmadığını, kül miktarı ve bedeli ile ilgili hususun sözleşmelerin ikinci derece noktalarından olduğunu, hakimin bu konuda sözleşmeye müdahale edebileceğini ve bu nedenle de davacının talep hakkının bulunduğunu bildirmiş iken 2. bilirkişi kurulu tarafların sözleşmedeki iradelerinin uçucu külün parasal anlamda değerlendirilmesine yönelik bulunmadığı, iradelerinin çevreye zarar verebilecek uçucu külün kontrol altında tutulmasına yönelik olduğunu, her iki yanın da sözleşmenin imzalanması aşamasında uçucu külün parasal değeri olduğu hususunu bilmemelerinin mümkün olmadığını, tarafların bu hususu bilerek düzenlemediklerini kabul etmek gerektiğini, sözleşmeye böyle bir madde konulmamasının EÜAŞ’in bir eksikliği olduğunu, esaslı hata olarak değerlendirilemeyeceğini, ileriye dönük olarak kül satış ücreti almayı garantiledikten sonra geriye dönük talepte bulunmanın yasal dayanağı olmadığı kanısının ağırlık kazandığını sonuç olarak da taraflar arasında kül bedelinin ödenmesine ilişkin talebin dayanağını oluşturacak hükmün sözleşmede bulunmaması nedeniyle bu hususun mahkemenin taktirinde olduğunu bildirmişlerdir.
Taraflar arasında imzalanan 11.01.1999 tarihli sözleşmenin 2’nci maddesinde Ç. Termik Santrali’nin 1, 2, 3, 4’üncü ünitelerin, yardımcı tesislerin, şart sahasının işletme hakkının devri, bu tesislerin rehabilitasyonu, işletilmesi ve üretilecek elektrik enerjisinin TÜİAŞ’ne satışı ile sözleşme süresinin sonunda tesislerin Bakanlığa devri, 3’üncü maddesinde, sözleşmenin süresinin 20 yıl olduğu, sözleşmenin 7’nci maddesinde ise kül vadisine atılan küllerin vadide doldurduğu kısımların şirket tarafından tozumaya karşı önlem alınarak ağaçlandırılacağı ve maden sahasında dekapaj dökümünün yapıldığı alanlarda rekültivasyon işleminin yapılacağı hususları kararlaştırılmıştır. Yine sözleşmenin 9.4’üncü maddesinde ise ihtiyaç halinde bu anlaşmada belirtilen hususlarda değişiklik yapılması, sözleşmede belirtilmeyen hususlarda karşılıklı mutabakata vararak sözleşmeye ilaveler yapılması için bu sözleşmeye ek protokoller tanzim edileceği taraflarca kararlaştırılmıştır.
11.01.1999 tarihli İmtiyaz Sözleşmesi’nin herhangi bir yerinde sahanın işletilmesi sonucunda elde edilecek külün satılacağına veya satışı hususunda davalıya icazet verildiğine dair her hangi bir hüküm bulunmamaktadır. Yine davalının iddiasına göre davacı, taraflar arasındaki bu sözleşmenin imzalanmasından önceki dönemde maden sahasının işletilmesi sonucu elde edilen külün satışını yapmıştır ve ilk bilirkişi kurulu raporuna göre de sahanın işletilmesi sonucu elde edilen külün maddi değerinin bulunduğu ve bu külün satılabileceğinin taraflarca başlangıçta bilinmemesi de hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durumda, her iki yanında uçucu külün maddi bir değeri bulunduğunu ve satışının yapılabileceğini bilmelerine rağmen satış konusunda sözleşmede bir düzenleme yapmayıp tam tersine bu külün kül vadisinde toplanarak üzerinin ağaçlandırılması yönünde düzenlenme yapmış olmaları taraf iradelerinin külün satılmayıp o alanın ağaçlandırılması yönünde birleştiğini göstermektedir. İradeleri bu yönde birleşmesine rağmen çıkan külün satıldığı hususu da taraflar arasında ihtilafsızdır. Davacı, sözleşmenin 7’nci maddesi hilafına çıkan külü belirtilen alanda kullanarak üzerini ağaçlandırmamak suretiyle sözleşmeye aykırı davranmış ve sözleşmede kararlaştırılanın dışında bir gelir elde etmiştir. Bu nedenle de davacı talebi üzerine bu hususun sözleşmede düzenlenmediği davalı yanca da kabul edilip İmtiyaz Sözleşmesi’nin 9.4’üncü maddesi gereğince tanzim edildiği belirtilmek suretiyle 01.08.2007 tarihinde külün satımı konusunda ek protokol düzenlenmiştir. Bu durumda, davalı sözleşmeye aykırı davranıp sözleşme ile verilmeyen bir yetkiyi kullanması sonucu elde ettiği gelir nedeniyle 01.08.2007 tarihinden önceki dönem için de vekaletsiz iş görme hükümlerine göre, davacıya karşı sorumlu olmasına rağmen mahkemece, sözleşmede satışı yasaklayan hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru olmayıp, mahkemece verilen kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığından kararın onanması gerekir. Aksi yöndeki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.