YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10316
KARAR NO : 2014/3595
KARAR TARİHİ : 26.02.2014
MAHKEMESİ : YALOVA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/02/2013
NUMARASI : 2009/77-2013/102
Taraflar arasında görülen davada Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/02/2013 tarih ve 2009/77-2013/102 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, toptan meyve sebze ticareti yapan müvekkilinin 10 yıldır davalı banka ile çalıştığını, bankacılık işlemlerini ise yanında sigortalı olarak çalışan diğer davalı aracılığı ile takip ettiğini, müvekkilinin 2007 yılında kullanmış olduğu ticari kredinin teminatı olarak bir taşınmazında 120.000 TL bedelle davalı banka lehine ipotek tesis ettiğini, bu kredi borcunu kapattığını, 2009 yılı başlarında bir banka görevlisinin müvekkilini arayarak kredi borcunu ödememesi halinde ipoteğin paraya çevrileceğini bildirmesi üzerine banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davalı S.. Ç..’ın müvekkilinin yazılı ve sözlü bir talimatı olmaksızın diğer davalı bankadan kredi kullandığının tespit edildiğini,bankanın sorumluluk kabul etmemesi ve davalı S.. Ç..’ın da borcu kapatamayacağını belirtmesi üzerine müvekkilinin söz konusu kredi borcunu kapatmak için ipotekli taşınmazını haricen satarak kredi borcunu kapatmak zorunda kaldığını, davalı bankanın, müvekkiline ait hesap üzerinden her türlü tasarrufta bulunan, adına kredi çekerek müvekkilini borçlandıran, davalı S.. Ç.. ile birlikte, işlemleri yaparken vekalet aramadığı gibi gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 100.000 TL’nin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili, diğer davalı S.. Ç..’ın davacının yanında çalıştığını, bu şahsın banka işlemlerini davacının bilgisi ve onayı dahilinde yaptığını, müvekkili ile uzun zamandan beri bu şekilde çalıştığını, davalı S.. Ç.. tarafından davacının kredi hesabından paralar çekerek kendi hesabına aktarmalar yaptığını, yapılan bu aktarmalar ile de davacının mal alımı yaptığı firmalara paralar gönderdiğini,davacının bir çalıştıran olarak seçtiği kişide özensiz davranmış olabileceğini, çalıştırdığı kişi tarafından dolandırıldı ise bunun sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı S.. Ç.. vekili, müvekkilince diğer davalı Banka’dan davacı adına kredi kullanımının söz konusu olmadığını, davacının işlerini takipte, müvekkiline davacı tarafından vekaletname verildiğini veya bankalara talimat yazıldığını,müvekkilinin usule aykırı bir iş yapmadığını, müvekkilinin uzun süreden bu yana davacının bilgisi ve onayı tahtında hesaplarından paralar çekerek alacaklılarına havaleler yaptığını, söz konusu kredinin de bu şekilde kullanıldığını, dolayısıyla herhangi bir zararın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Yalova’daki işlerini takip eden davalı S.. Ç..’a davacı A.. K..’ın davalı bankadaki kredi hesaplarından kredi kullanılması ya da bankadaki davacıya ait mevduat hesaplarından para çekilmesi konularında usulüne uygun tanzim edilmiş herhangi bir yetki ve vekalet vermediği, davacının davalı banka şubesinde bulunan ticari kredi hesaplarından davacı tarafından muhtelif tarihler itibariyle toplam 349.856,00 TL kullanıldığı, 99.951,00 TL’nin S.. Ç.. hesabına aktarılarak bu hesaptan çekildiği, 20.138,00 TL’lik kısmı ile davacıya ait çeklerin ödendiği 155.621,00 TL’lik kısmın ise davalı S.. Ç.. hesabına aktarıldıktan sonra EFT’ler yapıldığı, 16.63,000 TL’lik kısmı ile davacının işlek kredilerinin tevditlerinin gerçekleştirildiği, 15.036,00 TL’lik kısım ile davacının ticari taksit kredilerinin taksitlerinin, 42.430,00 TL’lik kısmın ise hesaplarda bırakılarak ticari kredilerin ödendiği, buna göre toplam 249.855,00 TL’lik kısmın davacının kredi borçlarının, çeklerin ve EFT ile borçlarının ödenmesinde kullanıldığı ancak 99.951,00 TL’nin davalı S.. Ç.. tarafından çekildiği halde ne yapıldığının kesin olarak belirlenemediği, 30.000,00 TL’lik kısmın davalı S.. Ç.. tarafından davacının kredi hesabına yatırılarak ödendiği kalan 69.951,00 TL’nin ise davacı adına sarfedildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, keza dosya kapsamı ve tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere davacının davalı S.. Ç..’a kendi adına bankacılık işlemlerini yapması için şifai olarak yetki verdiği, davalı bankada geçerli yetki-vekalet olmamasına rağmen S.. Ç..’ın davacıya ait hesaplar ile işlem yapmasının teamül haline geldiği; davalı S.. Ç..’ı bankaya ve ticari çevresine vekil olarak lanse eden, yapmış olduğu tüm iş ve işlemleri kabul ederek itiraz etmeyen; ancak daha sonra bazı işlemlere itiraz eden davacı ile davacıdan yazılı bir yetki-vekalet almadan davacı adına bankacılık işlemlerini yürüten davalı S.. Ç.. ile bankacılık işlemleri taraflar arasında teamül haline gelmiş olsa dahi davalı S.. Ç..’tan geçerli bir yazılı belge istemeyen ve bankacılık işlemlerini teamül haline gelen davranışlar doğrultusunda yapan davalı banka şubesinin kusurlu oldukları, 69,951,00 TL olarak belirlenen davacı zararından davacının 1/2 diğer davalılar S.. Ç.. ile davalı bankanın 1/2 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 34.975,50 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
1-Dava, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait hesaptan çekilen para nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, davalı banka diğer savunmalarının yanı sıra diğer davalı S.. Ç..’ın, davacının işletmesiyle ilgili tüm işlemleri yapan ve dava konusu işlemden önce de aynı şekilde bankacılık işlemi yapan birisi olduğunu ve dava konusu kredi işleminin de bu kapsamda ve davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiğini savunmuştur. Keza davalı S.. Ç.. da, bu yönde savunmada bulunmuştur. Bu durumda mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken Mülga 818 sayılı BK’nın 450. maddesi uyarınca bu savunma üzerinde durularak davalı S.. Ç..’ın ticari mümessil olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken bu konu üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
2-Kabule göre de davalılar; davalı S.. Ç..’ın yaptığı işlemi davacının benimsediğini, zımnen icazette bulunduğunu ve dava konusu olay nedeniyle davalı banka nezdinde yapılan teftiş sonucu düzenlenen banka müfettiş raporunda,çekilen kredi için teminat olarak verilen çeklerde dahi davacının cirosunun bulunduğuna ilişkin açıklamaya yer verilip, bu hususun da davacının davalı S.. Ç..’ın yaptığı bankacılık işlemine icazetini gösterdiğini, kaldı ki; çekilen kredinin de davacının borçlarına sarfedildiğini savunmuşlardır.
Davalı S.. Ç.. da ayrıca, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde ibraz ettiği belgelerin bilirkişi tarafından tam olarak değerlendirilmediğini, dosyada bulunan birçok banka, vergi dairesi, P. gibi kurum ve kuruluşlardan gelen ve davacının ödemelerinde kullanılan meblağların hesaplamada dikkate alınmadığını bildirerek ek rapora da itiraz etmesine rağmen mahkemece bu konuda inceleme yaptırılmak üzere yeniden rapor alınmamıştır. Bu durumda mahkemece,davalıların bu savunmaları yönünde de inceleme yapılarak, davacının davalı S.. Ç..’ın yaptığı işleme zımnen muvafakat verip vermediği, icazetinin bulunup bulunmadığı, çekilen kredinin davacının yararına sarf edilip edilmediği hususu üzerinde durularak bir karar vermek gerekirken bu konuda da eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru olmayıp, bu nedenle kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Bozma sebep ve şekline göre davalı S.. Ç..’ın faize yönelik, davacının ise kusura yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair davacının ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 26/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.