Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/10618 E. 2014/7447 K. 15.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10618
KARAR NO : 2014/7447
KARAR TARİHİ : 15.04.2014

MAHKEMESİ : ANKARA BATI 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/04/2013
NUMARASI : 2012/1-2013/110

Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/04/2014 tarih ve 2012/1-2013/110 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/04/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. İ.. K.. ile davalı vekili Av. M. İ. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı temsilcisi, müdürü olduğu şirketin davalı banka nezdinde hesabının bulunduğunu, bu hesaba ilişkin davalı tarafından müvekkiline ATM kartı gönderildiğini, ancak bu kartın şirket yetkilisine teslim edilmesi gerekirken şirketin çalışanına teslim edildiğini, şirket çalışanı tarafından şifre alınarak bu kartın işleme açtırıldığını ve şirkete ait hesaptan ATM’lerden toplam 58.300 TL para çekildiğini, davalı bankanın şirketi uyarmadığını, ATM kartının yetkisiz kişiye teslim ettiğini, bu nedenle oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, anılan bedelin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işbölümü ve yetki itirazı ile birlikte hesaptan uzun süre ATM kartı ile para çekildiği halde davacının sessiz kaldığını ve hesaplarda başka işlemler yaptığı halde çekilen paralara hiç itiraz etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın ATM kartını yetkili olmayan kişiye teslim ettiği ve yine yetkili olmayan kişinin telefon bağlantısı ile şifre alarak kartın işleme açıldığı, dolayısı ile oluşan zarardan davalı bankanın sorumlu olduğu, ancak davacı şirketin de davalı banka nezdinde bulunan hesabından ATM kartı talep ettiği halde kartın gelip gelmediğinin ve çok sayıda ATM kartı ile para çekildiği halde hesabın kontrol edilmediği, dolayısı ile oluşan zarardan davacının da %30 oranında müterafik kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 39.981,93 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacıya ait davalı nezdindeki hesaptan ATM kartı ile usulsüz para çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında davacının çalışanı tarafından ATM kartı ile 8 ay içinde 131 işlem ile toplam 56.548,04 TL para çekim işlemi yapıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, anılan işlemlerden dolayı davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, davalı bankanın ATM kartını davacının çalışanına teslim ettiği ve yine aynı çalışana telefon ile şifre bildirildiği gerekçesiyle %70 oranında kusur verilmiş ise de, yapılan tüm usulsüz işlemlerin davacının çalışanı tarafından gerçekleştirildiği göz önüne alındığında, davacının da basiretli bir tacir olarak çalışanını daha dikkatli ve özenli seçmesi, yaptığı işleri takip etmesi ve yaklaşık 8 aylık süre içinde ciddi miktarda hesabından para çekilmesi nedeniyle hesaplarını düzenli olarak kontrol etmesi gerekirken, bunu yapmayarak zararın meydana gelmesine neden olmasından dolayı davacıya atfedilecek kusur dahafazla olmalıdır.
Bu itibarla, mahkemece, somut olayın özelliklerine göre davacıya atfedilen kusur oranı düşük olup, daha yüksek oranda kusur verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bununla birlikte, davaya konu alacak, bankacılık işleminden kaynaklanmış olması nedeniyle, mutlak ticari dava niteliğinde olup, ticari davalara ise, ticaret mahkemelerinde bakılır. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan iş bu davada, davalı vekili süresi içinde iş bölümü itirazında bulunmuş, mahkemece 05.06.2012 tarihli ön inceleme duruşmasında hiçbir gerekçe gösterilmeden davalının işbölümü itirazı reddedilmiştir. Gerekçeli karar da ise, davalının işbölümü itirazının uzatılmış cevap süresi içinde ileri sürüldüğü, esasa ilişkin cevap süresi içinde ileri sürülmediği gerekçesiyle süresinde olmadığından iş bölümü itirazının reddine karar verildiği belirtilmiş ise de, 6100 sayılı HMK’nın 127. maddesi “cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.” hükmünü içermekte olup, mahkemece verilen ek cevap süresi içinde yapılan tüm itirazlar ve defiler esasa cevap süresi içinde yapılmış sayılır.
Bu itibarla, mahkemece, davalının işbölümü itirazının süresinde olduğu gözetilerek, işbölümü itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi doğru değil ise de, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 5/3. maddesi uyarınca bu husus yalnız başına hükmün bozma nedeni yapılamaz ise de, mahkeme hükmü 2 nolu bentte yer alan nedenlerle bozulmuş olduğundan davalı vekilinin iş bölümü itirazı yönünden de kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE/ 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz /ti/azlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.