YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10709
KARAR NO : 2014/2019
KARAR TARİHİ : 06.02.2014
MAHKEMESİ : ÖDEMİŞ SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/04/2013
NUMARASI : 2012/325-2013/561
Taraflar arasında görülen davada Ödemiş Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.04.2013 tarih ve 2012/325-2013/561 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin alacağı karşılığında muhatabı davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş. Ç. Şubesi olan 30.12.2002 keşide tarihli ve 3.500,00 TL bedelli çeki ciro yoluyla aldığını, çekin keşidecisinin C. Ev Tekstil Ürünleri İthalat İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketi olduğunu ve müvekkilinin çeki alırken muhatap banka ile girdiği irtibatta olumlu referans verilmesi nedeniyle çeki aldığını, ancak çekin yasal süresi içerisinde muhatap bankanın Ödemiş Şubesine ibraz edilmesinde karşılığının bulunmadığının görüldüğünü, çekin arkasına karşılıksız kaşesi vurdurularak keşideci ve cirantalar hakkında icra takibi yapıldığı gibi çek keşidecisi şirket temsilcisi olan Nazım Kızıl hakkında da 3167 sayılı Yasa’nın 16/1. maddesi uyarınca ceza davası açıldığını, Ödemiş Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/107-642 E. ve K. sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında şirket temsilcisi N. K.hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, ancak yargılamanın iadesi nedeniyle yapılan yeni yargılamada çekteki imzanın sanığa ait olmadığının anlaşılması ve meçhul kişinin Nazım Kızıl’a ait kimliği kullanarak çek karnesi aldığının anlaşılması nedeniyle beraatine karar verildiğini, çek bedelinin tahsili için Ödemiş 2. İcra Müdürlüğü’ nün 2003/253 E sayılı takip dosyasında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, tüm bu nedenlerle davalı bankanın TTK’da öngörülen yasal sorumluluklarını yerine getirmeden ve gerekli araştırmaları yapmadan çek karnesi vermesi nedeniyle müvekkilinin zararına neden olduğunu belirterek; çek bedeli olan 3.500,00 TL alacağın keşide tarihi olan 30.12.2002 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının zararın % 30’ undan ve davalı bankanın zararın % 70’inden sorumlu tutulmasının hakkaniyetli olacağı gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, 2.450,00 TL alacağın çekin bankaya ibraz tarihi olan 30/12/2002 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleri ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin ise reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sahte belgelerle açılan çek hesabı uyarınca düzenlenen çeke dayalı alacak istemine ilişkindir. Davaya konu çek incelendiğinde, davacının çeki N. Y.’dan ciro yoluyla aldığı, çekin keşidecisinin ise C. Ev Tekstil Ürünleri İth. İhr.Tic. Ltd. Şti. olduğu, icra takibinde anılan şirkete gönderilen ödeme emrinin tebliğ edilememesi, yapılan zabıta araştırmasından da bir sonuç alınamaması üzerine takibe devam edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında davacının C. Ev Tekstil Ürünleri İth. İhr.Tic. Ltd. Şti.’nin ticaret sicilindeki adresinin araştırılıp bildirilecek adresine davetiye çıkartılması veya çekte cirosunun bulunduğu yerdeki adresine Tebligat Kanunu’nun 35’inci maddesi uyarınca tebligat yapılıp mal varlığı araştırılarak, herhangi bir mal varlığının bulunmaması durumunda davalı bankadan tazminat istenebilmesi mümkün olduğu halde, gerekli araştırmanın yapılmaksızın bankaya müracaat edilmesi karşısında davanın erken açıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacı Necati Yavuz aleyhine yaptığı icra takibinde, borçluya çıkarılan tebligatın iade edilmesi üzerine, borçlunun adresi tespit edilmeksizin banka hakkında tazminat isteminde bulunulması da doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan eksiklikler yerine getirilmeksizin açılan dava, erken açılan dava mahiyetinde bulunduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.