Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/10792 E. 2013/15401 K. 11.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10792
KARAR NO : 2013/15401
KARAR TARİHİ : 11.09.2013

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 01/12/2011 tarih ve 2009/521-2011/1112 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan …’a tüketici kredisi sözleşmesi ve kredili mevduat sözleşmesiyle kredi açıldığını, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, davalıların borçlarını ödemeyerek temerrüde düştüklerini, kredili mevduat sözleşmesinden kaynaklı anapara, faiz ve BSMV olmak üzere toplam 45.261,54 TL ve tüketici kredisine istinaden toplam 42.057,15 TL alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek, 87.318,69 TL’nin faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan …, anılan sözleşmeler altındaki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili mevduat hesabı sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında tüketici kredisi sözleşmesi düzenlendiği ileri sürülmediği gibi buna ilişkin sözleşme de sunulmadığı, davaya Tüketici Mahkemesi olarak bakılmasının olanaksız olduğu, uyuşmazlığın genel hükümlere göre sonuçlandırılmasının gerektiği gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, istek halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, dava kredi borcundan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı vekilince iki adet kredi sözleşmesine dayanılmıştır. Bunlardan biri mahkemenin kabulünün aksine 11.11.1998 tarihli tüketici kredisi sözleşmesi, diğeri ise aynı tarihli kredili mevduat hesabı sözleşmesidir.
Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 10. maddesinde tüketici kredilerine ilişkin düzenleme yapılmış, 23. maddede ise bu kanunun uygulanmasından çıkan ihtilafların Tüketici Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş olup, bu durumda davacı tarafça talep edilen 11.11.1998 tarihli tüketici kredisine yönelik istem yönünden, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 10. ve 23. maddelerindeki düzenlemeler karşısında görevsizlik kararı verilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece tüketici kredisine yönelik istem yönünden işin esasına girilerek neticesine göre karar verilmesi, kredili mevduat hesabı sözleşmesine yönelik istem yönünden ise bu talebin öncelikle tüketici kredisine yönelik istemden tefrik edilmesi, görevsizlik kararı verilmesinin daha sonra düşünülmesi gerekirken, yazılı şekilde dosya arasında bulunan tüketici kredisi sözleşmesi gözardı edilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.