YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10825
KARAR NO : 2014/2514
KARAR TARİHİ : 13.02.2014
MAHKEMESİ : … FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.03.2013 tarih ve 2012/85-2013/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 150 adet “…” ve buna bağlı seri markalarının sahibi olduğunu, ilk kez 52160 tescil no ile 05/11/1975’te tescil edildiğini ve markanın tanınmış marka statüsüne ulaştığını, davalı şirketin ise, 84061 sayılı 29. sınıfta “… Turşuları” ve 87190 sayılı “… Turşu ve Zeytinleri” adlı markaların sahibi olduğunu, ancak markaların müvekkilinin markalarına benzetilerek kullanıldığını, formlarının değiştirildiğini, ayırt edici karakteri bozularak kullanıldığını, bu tarz kullanım nedeniyle davalının markalarını 556 sayılı KHK’nin 14. maddesine göre iptal şartlarının oluştuğunu, öte yandan fiili kullanımının iltibas ve tecavüz yarattığını, 556 sayılı KHK’nin 7. ve 8. maddelerine aykırılık oluşturduğunu, davalı firmanın kötüniyetli olarak davacı ile haksız rekabet yarattığını belirterek, marka tecavüzün haksız rekabetinin tespit ve men edilmesini, tecavüzlü ürünlere el konulmasını, 87190 ve 84061 nolu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil şirketin tescilli markalarını kullandığını, davacı iddialarının yersiz olduğunu, ayırt edicilik karakteri değişmeksizin markalarını kullandıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, her iki markanın hükümsüzlüğü dava edilmiş ise de, bu markaların tescil edildiği süre dikkate alındığında artık hükümsüzlüklerinin tartışılamayacağı ve dava hakkının ileri sürülmesinin MK’nın 2. maddesine aykırı olduğu, davanın terkin konulu kısmının süreden reddi gerektiği, her iki marka da önceki sahibince kullanılagelmiş, kendi çapında bir pazar sahibi olduğu; ancak, davalının markayı modernize etme gayretinin iyi niyetli olmadığı bu hakkı kullanırken sektörde iyi bildiği, aynı sözcüğü içeren gıda emtialarında kayıtlı davacı
markalarına iltibastan kaçınma özenini göstermediği, tersine kuşak figürleri ile buna gayret ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı adına kayıtlı markaların iptali ve terkini istemleri sabit olmadığından buna ilişkin taleplerin reddine, davalının markasını kuşak ve yaprak figürleri eklemek suretiyle fiilen davacı markaları ile iltibasa yol açacak biçimde kullanma eyleminin iltibas suretiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, bu tarz kullanımının önlenmesine, tecavüz oluşturan her türlü ürün, ambalaj, etiket, katalog ve tanıtım gereçlerinin toplanmasına imhasına, hüküm kesinleştiğinde, markaya tecavüze ilişkin (2. fıkra) hüküm kısmının ulusal çapta yayın yapan 3 adet gazetede ilan giderleri davalıdan alınmak suretiyle ilan edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 556 sayılı KHK’nin 14. ve 42. maddelerine dayalı olarak koşulların varlığı halinde her zaman iptal istemli dava açılması mümkün olduğundan, somut uyuşmazlıkta dava hakkının kullanılmasının MK’nın 2’ye aykırı olduğuna ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, dava konusu markaların kullanıldığının davalı tarafından kanıtlanması nedeniyle hükümsüzlük davasının reddine ilişkin diğer gerekçenin isabetli bulunmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.