YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10956
KARAR NO : 2014/14050
KARAR TARİHİ : 18.09.2014
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … (Kapatılan) … 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/02/2013 tarih ve 2013/10-2013/12 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/09/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … ve davalı … A.Ş. vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı …’ın müvekkili şirkette Mayıs 2005 tarihinde ön muhasebe elemanı olarak işe başladığını, 2008 yılı başları itibariyle müvekkili şirkete ait çek defterinden muhtelif çek yapraklarını sahte imza ile hamiline doldurarak gerek kendi adına gerekse suç ortakları vasıtası ile bankaya tahsile verdiğini, bunu yaparken gerek çek hesabının bulunduğu şubeyi, gerekse aynı bankaya ait muhtelif şubeleri ve takas odalarını kullandığını, banka görevlilerinin ihmali davranışları neticesinde bu tür bir eylemin gerçekleşebilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, üçüncü kişiler ile banka görevlileri hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, davacı şirketin … A.Ş. … E – 5 şubesinde bulunan 3581 nolu hesabından değişik tarihlerde ve değişik şahıslar tarafından çeklerin tahsil edildiğini, müvekkilinin uğradığı toplam zararın 77.350 TL olduğunu, bankanın sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 77.350 TL zararın davalıdan tahsiline, her bir zarar doğuran eylemin oluştuğu tarihten itibaren ayrı ayrı işleyecek ticari temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının fiili yeni öğrendiğini iddia etse de bir yıl boyunca 18 defa gerçekleşmiş olan fiili yeni fark ettiğini iddia etmesinin samimi olmadığını, dava tarihi 17/12/2009 olduğundan 17/12/2008’den önce keşide edilmiş çekler bakımından bir yıllık dava açma süresinin geçmiş olduğunu, davacının şikayeti ile … Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılmış olan soruşturmanın bekletici mesele yapılmasını, dava konusu işlemler ile varlığı iddia olunan zarar arasındaki illiyet bağının davacının kusurlu eylemi ile kesildiğini, davacının çek defterini saklama ve muhafaza etme hususunda gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, davacının şirketin muhasebe işlerini tebliğ ettiği dava dışı üçüncü kişi …’ın vazifelerini gereği gibi ifa edip etmediğini, kontrol ve nezaretle yükümlü olduğunu, zararın artmasında davacının kusurlu olduğunu, TTK’nın 353/2. maddesi gereğince şirket defterlerinin 6 ayda bir incelenmesi yükümlülüğünün bulunmasına rağmen davacının basiretli bir tacirin işlerinde göstermesi gereken özen ve dikkati göstermediğini,
bankanın davacı şirket hesaplarına ilişkin hesap özetlerini düzenli olarak gönderdiğini, davacının bu hesap özetlerine herhangi bir itirazının da olmadığını, hesap özetlerinin kesinleştiğini, çeklerin üzerindeki imzaların davacı şirket müdürü olarak imza yetkisine sahip … ‘nin imzası ile benzer olduğunu, dikkatli ve tedbirli bir birey tarafından dahi gözle yapılacak inceleme ile hangi imzanın orjinal hangisinin sahte olduğunun kesinlikle saptanamadığını, bankanın her işlem için grafoloji uzmanına başvuramayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında bankacılık hizmetleri ve sermaye piyasası işlemleri çerçeve sözleşmesinin bulunduğu, davacı şirket adına açılmış olan vadesiz ticari mevduat hesabı üzerinden keşide edilen dava konusu 18 adet çek toplamının üçüncü kişiler tarafından çekildiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, çekler üzerindeki keşideci imzalarının taraflar arasında tartışmalı olduğu, davacı şirketin keşideci imzalarının şirket yetkililerine ait olmadığını iddia ettiği, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2009/23329 soruşturma sayılı dosyasında dava konusu para çekme işlemini gerçekleştiren dava dışı üçüncü kişi olan davacı şirket çalışanı …’ın beyanında; dava konusu çekleri davacı şirket yetkilisinin sözlü talimatı ile kendisinin imzaladığını, şirket yetkilisinin imzasını taklit ettiğini beyan ve ikrar ettiği anlaşıldığından imza incelemesi yönünden herhangi bir inceleme yapılmasına gerek görülmediği, dava konusu çeklerin üçüncü kişiler tarafından tahsili nedeniyle oluşan zararda davacı şirketin % 40 oranında kusurlu olduğu, çek karnelerinin saklanmasında basiretli tacir gibi hareket etmediği, davalı bankanın ise gerekli imza ve kimlik kontrolünü yapmadığı, bu nedenle % 60 oranında kusurlu olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile toplam 46.410 TL’nin çeklerin ödeme tarihlerinden itibaren talep gibi 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.377,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.