YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10992
KARAR NO : 2014/4203
KARAR TARİHİ : 05.03.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/04/2013
NUMARASI : 2012/259-2013/89
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/04/2013 tarih ve 2012/259-2013/89 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Münüse Vildan Cırıklı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin TPE nezdinde tescilli “LEMAN+ŞEKİL” ibareli 43.sınıf hizmetleri içeren 30.06.2008/75302, “LEMAN” ibareli 43.sınıf hizmetleri içeren 16.03.2010/11838 ve ”LEMAN KÜLTÜR“ ibareli 43.sınıf hizmetleri içeren 16.03.2010/11836 sayılı tanınmış markaların sahibi olduğunu, bu markayı fiilen 15 şubesindeki ticari faaliyetlerinde kullandığını, davalının, müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturacak biçimde Emek,….Cadde, No:….. Çankaya/Ankara adresindeki yiyecek ve içecek hizmeti sunduğu işletmesinde “LEYMAN” ibaresini tanıtım vasıtası olarak kullanarak ticarî faaliyette bulunduğunu, Ankara 16. Noterliği’nden keşide ettirdikleri 05.10.2012/22893 tarih/sayılı ihtara rağmen eylemin sürdürüldüğünü, müvekkilinin eylemden dolayı zarar gördüğünü ileri sürerek, davalının eyleminin müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüzünün oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, ref’ine, belirlenecek maddî tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markaları ile davalının tanıtıcı işaretinin aynı tür olan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri alanında kullanıldığı, davalı tarafından kullanılan işaret ile davacı markalarının esaslı unsurunun ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu ve ortalama tüketici nezdinde karıştırmaya sebebiyet vereceği,bu nedenle davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil edeceği, yine davalının, hiçbir sosyal veya teknik zorunluluktan kaynaklanmadığı hâlde, kendisinin yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerini sunduğu işletmesinde ve tanıtım evrakında, davacının LEMAN, LEMAN ve LEMAN KÜLTÜR ibareli markasıyla iltibasa sebebiyet verebilecek nitelikte LEYMAN biçimli tanıtım işaretini kullanmasının haksız iktisadi rekabete girişilmesi olarak nitelendirilmesi gerektiği, davalının arz edilen eylemleri nedeniyle marka sahibinin ticarî işletmesinin dış dünyada yani ilgili piyasada sahip olduğu imge ve güvenin zedelendiği ve bundan marka sahibinin üzüntü ve acı duyduğu, bu nedenle 556 sayılı KHK’nın 62/b maddesi gereğince davacının manevi tazminat istemeye hakkı bulunduğu, maddi tazminata ilişkin istemlerden de feragat edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti,önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, bu yöndeki fazlaya dair istemin reddine, maddi tazminat isteminin ise feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün önlenmesi ve maddi, manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece; her ne kadar davalının 12/12/2011 tarihli “LBC LEYMAN BİSTRO CAFE” ibareli marka başvurusunun henüz tescil işlemi gerçekleşmediği için kendisine markayı kullanma hakkını bahşetmeyeceği gerekçesi ile başvuru kapsamında kalan davalı kullanımının davacı markasına tecavüz ve haksız fiil teşkil ettiğinden bahisle hüküm kurulmuş ise de; 556 sayılı KHK’nın 9/son maddesi hükmü gereğince, başvuru sahibi başvuru ile birlikte koruma hakkından markanın nihayetinde tescili şartıyla yararlanma hakkına sahip olduğundan davalının marka başvurusunun sonucu araştırılarak devam etmekte ise neticesi beklenmek sureti ile oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış,kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.