Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/11250 E. 2014/14051 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11250
KARAR NO : 2014/14051
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

Taraflar arasında görülen davada verilen 09.04.2013 tarih ve 2011/530-2013/185 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, % 49 hisse ile ortağı olduğu hissesinin tamamını 31/03/2011 tarihinde dava dışı ve %51 hisse ile aynı iştirakin ortağı olan ise hissesinin tamamını aynı tarihte …’ya devrettiğini, ancak ticari ilişkinin devirden sonrada bir süre devam ettiğini, hisseleri devralan davalının 26.000 TL civarında bir borcunun oluştuğunu, davalının kendisinin düzenlediği senede karşılık bir ödemede bulunmadığı, senedin arkasına 3. şahıs onayı ile hüküm kazanacağı ve bu kişi senedin tahsiline onay vermediği sürece senedin hüküm ifade etmeyeceği notunun kötü niyetli olarak düşüldüğünü, verme konusunda merkez yetkilisi olduğunu ve bu konsept altında şubesi olarak davalı tarafça işletildiğini, davalının kötü niyetli davranarak senet bedelini ödemediğini ileri sürerek 26.000 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında bir hisse devri yapılmadığını, herhangi bir alacak borç ilişkilerinin bulunmadığını, bononun kayıtsız şartsız bir meblağ ödenmesi vaadini içermediği, kayıtların altında her iki tarafın da imzasının bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın dayanağı gösterilen senette borçlu davalı görünmekle beraber senet lehdarının kim olduğunun yazılı olmadığı, senedin arka kısmındaki senedin Kaan Bilbay isimli şahısın onayı ile geçerlilik kazanağı aksi halde hüküm ifade etmeyeceği ibarelerin altında davacı ve davalı imzalarının mevcut olup bu imzaların inkar edilmediği, hisse devri bedelinden bir

borç bulunmadığı, davacı ile davalı arasında direkt bir hisse devri ilişkisinin dahi bulunmadığı, davalının hisseyi devraldığı, diğer devralan şahısın davalının eşi olması sebebi ile eşinin borcunu üstlendiği yolunda bir savunma dahi ileri sürülmediği, öte yandan franchise ilişkisinin devam ettiği, hisse devrinden önceye ait franchise borcunun mevcut olduğu, 31/03/2011 tarihli davalının sunduğu yazı kapsamında, bu tarihten önceki borçların devredenlere ait olduğunun açıkça kararlaştırıldığı, bunun dışında davacının ileri sürdüğü alacak iddiasının bir anlamda hava parası gibi franchise bedelinin kendilerine ödenmesi şeklinde değerlendirilmesi halinde de bu iddianın somut olarak ispatlanamadığı, bu alacağın dayanağı gösterilen senedin de şarta bağlı tutulduğu ve bu şartın gerçekleştiğinin ispatlanamadığı, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.