YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11689
KARAR NO : 2014/15919
KARAR TARİHİ : 17.10.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/02/2013
NUMARASI : 2012/80-2013/10
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 23. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/02/2013 tarih ve 2012/80-2013/10 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ING Bank A.Ş. vekili ve borcu üstlenen TMSF vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/10/2014 günü hazır bulunan davalı I.Bank A.Ş. vekili Av. E. I. ile TMSF vekili Av. C. K. ve davacı vekili Av. Ö.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı I. Bank A.Ş. bünyesine katılan Y.A.Ş’nin Eskişehir Şubesi nezdinde mevduatını değerlendirmek istediğini, bu maksatla bankaya başvuru yaptığını ve banka çalışanlarının o.s. hesaplarının daha karlı olduğu yönünde müvekkilini ikna ederek paranın bu hesaba yatırılmasını sağladıklarını ve müvekkiline makbuz ve hesap cüzdanı verdiklerini, o.s. şirketinin paravan olarak kurulduğunu, bankalara olan güvenin ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, o.s. şirketi ile banka arasında organik bağ bulunduğunu, müşterinin kasten yanlış yönlendirildiğini, paranın banka hesabında hiçbir zaman çıkmadığını ve B. Grubu Şirketlerine usulsüz kredi olarak verildiğini, bankanın sebepsiz zenginleştiğini ve sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, 47.706 TL’nin bankaya yatırıldığı tarih olan 25.11.1999 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı TMSF vekili, talebin zaman aşımına uğradığını, müvekkili bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğundan bahisle yargı yolu itirazlarının bulunduğunu, hesabın T.. F.. güvencesi altındaki hesaplardan olmadığını, sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı I.Bank A.Ş. vekili, davalı TMSF’ye devredilen Y.Bank A.Ş’nin S. A.Ş. ile birleştikten sonra TMSF ile O. A.Ş. arasında imzalanan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi gereğince S. A.Ş’nin külli halefiyet prensebi çerçevesinde O. A.Ş. ile devren birleşmesine karar verildiğini, hisse devir sözleşmesinde önceki döneme ait dava, takip ve benzeri hukuki uyuşmazlıklarda tüm sorumluluğunun TMSF’ye ait olduğunun kararlaştırıldığını, bu çerçevede I.Bank A.Ş. aleyhine açılmış davanın aleyhe neticelenmesi halinde tüm sorumluluğun fona ait olacağının kararlaştırıldığını, o. s. mevduatlarla ilgili maliyetin fon tarafından üstlenilmesi gerekeceğini, talebin zaman aşımına uğradığını, müvekkili bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin havale talimatını yerine getirdiğini, sorumluluğunun bulunmadığını, davacı yanın serbest iradesi ile fazla faiz getirisi sağlayan yatırım alternatifi olarak kıyı bankacılığını tercih ettiğini, müvekkilinin güveni kötüye kullanması durumunun söz konusu olmadığını, zararın doğmasına veya artmasına davacının sebebiyet verdiğini, ceza dosyasında müvekkilin sanık olmadığını, suçtan zarar gören durumunda olduğunu, davacının faiz isteminin de yasaya aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafça zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de, dayanılan dava sebebi de nazara alındığında uzamış ceza zaman aşımı ve off shore şirketinin acziyet tarihi nazara alınarak zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazının yerinde görülmediği, davalı TMSF’nin yargı yolu itirazı açısından; davanın kusura ve sebepsiz zenginleşmeye istinaden TMSF tarafından davalı bankaya devredilmiş bulunan Y.Bank A.Ş’nin eski yöneticilerinin ve çalışanlarının işlem ve eylemlerine istinaden açıldığı, TMSF’nin idari kararına ilişkin olmadığı ve TMSF ile banka arasındaki devir protokolünün özel hukuk hükümlerine göre düzenlendiği yargı yolu itirazının yerinde görülmediği, off-shore hesabına aktarılan paranın; gerek derdest dosya ve gerekse ceza dosyası içeriğinden de anlaşılacağı üzere fiilen off shore şirketine ve Kıbrıs’a gönderilmediği ve davalı bankanın hakim ortaklarına ait bir kısım şirketlere kredi olarak kullandırıldığı, dava konusu mevduatın O. S. şirketinin mal varlığının bulunmaması nedeniyle tahsil edilemediği, yine O.-S.hesaplarının açılması ve mudilerin bu hesaplara yönlendirilmesi yönünde yöneticilerin banka çalışanlarına emir ve talimatlar verdikleri, bu doğrultuda banka çalışanlarının mudilere O.-S. hesabının avantajlı olduğu yönünde telkinlerde bulunarak yönlendirdikleri, bu suretle davacı iradesi fesada uğratıldığından müterafik kusurdan bahsedilemeyeceği derdest dosya kapsamıyla sübuta erdiğinden, mahkememizce icra edilen yargılama ve tekmil dosya kapsamından edinilen vicdani kanaat gereğince; banka yöneticilerinin ve çalışanlarının kusurlu davranışları nedeniyle oluşan zarardan sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmakla; davalı I.’nin önce S.’a ve akabinde O.’a devredilmiş olan Y.ı O.’ı devralmak suretiyle satın aldığı, davalı TMSF’nin davalı banka (eski unvanı O.) ile yaptığı hisse devir sözleşmesi ile devir öncesi döneme ait tüm sorumluluğu üstlendiği ve benzer dosyalarda da üstlenme beyanını dosyaya sunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 47.706 TL’nin 25.11.1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı I.Bank A.Ş. vekili ve borcu üstlenen TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı I. Bank A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden Y.A.Ş’nin 22.12.1999 tarihinde TMSF’ye devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise S. A.Ş. ile devren birleştirildiği, yine TMSF ile O. A.Ş. (sonraki unvanı I. Bank) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile külli halefiyet prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir alan bankanın maruz kalabileceği her türlü taleplerden doğacak tüm yükümlülükten ve bunlara ilişkin olarak mahkemelere intikal etmiş bulunan dava, takip ve benzer işlemlerin sonuçlarından TMSF’nin sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacı alacağının, esasen fona devredilen Y. A.Ş’nin işlemi olduğu, somut uyuşmazlık itibariyle davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Davalı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı vekili, dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlarında, müvekkilinin parasının Y. A.Ş. tarafından off shore hesabına aktarıldığını, davalı kurumun da davalı banka ile birlikte sorumlu olduğunu belirtmiş ancak mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, anılan davalının hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu yönünde bir iddia ileri sürülmemiştir. Bu kapsamda mahkemece, davalı TMSF’nin sorumluluğunun davalılar arasında yapılan protokol hükümlerine dayandığı gerekçesine yer verilmişse de sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca, temel olarak, sözleşmenin taraflarınca, kendileri yönünden öngörülen hak ve yükümlülüklerin üçüncü şahıslara etki etmesi, onlar yararına hak ve borçlar doğurması mümkün değildir. Bu hali ile davalılar arasında yapılan protokol hükümleri nedeniyle davacı yönünden davalı TMSF aleyhine doğacak bir haktan bahsedilmesi de söz konusu değildir. Öte yandan davalı TMSF’nin kuruluş ve çalışma usullerini düzenleyen mevzuat kapsamında da dava konusu uyuşmazlığa konu alacak hakkı ve benzerleri yönünden, TMSF aleyhine bir yükümlülük getirilmemiştir. Bu durumda, davalı TMSF’nin borcu üstlenme beyanının bulunmadığı dikkate alındığında, davalının pasif husumet ehliyetine sahip olmadığı değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek kabul hükmü kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
4- Bozma neden ve şekline göre, davalı TMSF vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı I. Bank A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı I.Bank vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı I. Bank A.Ş. yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı TMSF yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma neden ve şekline göre davalı TMSF vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalı I. Bank A.Ş. ve TMSF’ye ödenmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı I. Bank A.Ş’ye iadesine, 17/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.