YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11806
KARAR NO : 2014/14596
KARAR TARİHİ : 25.09.2014
Taraflar arasında görülen davada sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23/09/2014 günü hazır bulunan davacı vekili ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 11.12.2001 tarihinden bu yana davalı şirketin acentesi olarak gerek aradaki sözleşmeye gerekse teamüle uygun olarak faaliyetlerde bulunduğunu, aralarındaki sözleşmenin 23. maddesi gereğince hiçbir şarta bağlı olmadan her yılın sonunda müvekkili şirkete teşvik primi adı altında davalı şirket tarafından yüklü ek komisyonlar ödendiğini, ancak davalı tarafından sözleşmeye, yerleşik hal alan teamüle ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak müvekkiline imzalatılan 23.03.2009 tarihli ve Protokol başlıklı anlaşma ile ek prim/komisyon ödemesinin belli bir üretim miktarı şartına bağlandığını, davalı şirketin asıl amacının müvekkilini ek prim gelirinden hukuka aykırı şekilde mahrum kılmak olduğunu, davalı şirkete bu hususun düzeltilmesi, aksi halde acentelik sözleşmesinin feshedileceğinin bildirilmiş olmasına rağmen davalının meydana getirdiği hukuka aykırı durumu düzeltmeyerek, gönderdiği cevabi ihtarname ile müvekkilinin taleplerini reddetmek suretiyle aradaki sözleşmenin feshedildiğini kabul ettiğini, davalının iyi niyet kurallarına aykırı eylemleri nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, %2′ lik ek primden dolayı şimdilik 3.000,00 TL, komisyon kazancından şimdilik 3.000,00 TL, portföy kaybı zararı karşılığı şimdilik 3.000,00 TL, denkleştirme tazminatından dolayı şimdilik 1.000,00 TL ile davalının sigortacılık icaplarına ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı sonucu müvekkilinin ticari itibarının zedelenmesinden dolayı uğradığı manevi zarar karşılığı olarak 50.000,00 TL manevi tazminatın faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve protokollerin tarafların serbest iradesiyle imzalanmış olup, davacının iddia ettiği gibi bir baskı uygulanmasının söz konusu olmayıp, davacının tüm iddiaları ve tazminat taleplerinin varit olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen acentelik sözleşmesi ve her iki protokolün tarafların serbest iradeleri ile düzenlenmiş sözleşme ve protokoller olduğu, sözleşmenin davacı tarafından feshinde, davalı yana yüklenecek bir kusurun bulunmadığı ve alınan bilirkişi raporundan da davacının herhangi bir alacağı olmadığı gibi manevi tazminat şartlarının da oluşmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.