Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/1195 E. 2013/19132 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1195
KARAR NO : 2013/19132
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 36. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.07.2012 tarih ve 2011/367-2012/150 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların İstanbul ile Almanya-Rees arasında 63 kap yol tuzu taşıması için anlaşmaya vardıklarını, davacının karayolu ile ilgili taşımayı yapmayı, davalının da bu taşıma karşılığında navlun bedeli olarak 16.589,61 TL ödemeyi yüklendiği, ancak davalının sözleşme bedelini ödemekten kaçındığını, davalı aleyhine başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, icra takibine itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %40’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında herhangi bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, davaya ve icraya konu edilen faturaların taraflarına gönderilmediğini, davalının ihracat yaptığı dava dışı Rassant Möbel Vertriebs Gmbh firmasına tuzları FOB satış şeklinde sattığını ve teslim yeri olarak da İstanbul’un öngörüldüğünü, bu hususun gümrük beyannamesinde de teslim şekli olarak fob satış İstanbul olarak gösterildiğini, teslim yeri İstanbul olarak öngörülen bir emtia nakliyesinin davalı şirket tarafından yaptırılmasının ve nakliye bedelinin davalıdan talep edilmesinin ticaretin olağan akışına aykırı olduğunu, davalıya emtianın hangi plakalı araçlara yükleyeceğinin dava dışı şirket tarafından bildirildiğini ve davalının da işyerine gelen araçlara emtiaları yüklediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının ticari defterlerinde takip ve dava konusu edilen alacağa dayanak faturaların kayıtlara alınarak davalı şirket cari hesabına toplam 16.589,61 TL borç kaydedildiği, davalı defterlerinde ise davacı faturaları ile ilgili kayda rastlanmadığı, CMR’nin 9/I ve 32. maddeleri nazara alındığında, taşıma sözleşmesinin rızai bir akit olarak kabul edildiği, taşıma sözleşmesinin kurulması için, “eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alınması”nın şart olmadığı gibi herhangi bir yazılı şekil şartına tabi kılınmadığı, sözlü olarak dahi kurulabileceği, sunulan CMR hamule senedinden ve gümrük belgelerinden, taşıma konusu emtianın, davalı gönderen tarafından davacı taşıyıcıya teslim edildiği, CMR taşıma senedinin, tasıma sözleşmesinin akdedildiğine ve bunun içeriğine yönelik ispat fonksiyonunun yanı sıra, taşıyıcının yükü teslim aldığını da ispatlama kabiliyeti bulunduğu, davacı taşıyıcı ile davalı gönderen arasında taşıma konusu emtianın, davacı taşıyıcıya teslimi ile taraflar arasında bir taşıma sözleşmenin kurulduğu, bunun aksini iddia eden davalı gönderenin, bu hususu ispat etmekle mükellef olduğu, alacağın likit itirazın haksız olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasına vaki itirazının 16.589,61 TL asıl alacak üzerinden iptali ile, takibin bu miktar üzerinden devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan navlun alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davacının talep ettiği navlunun tamamına hükmedilmiştir. Ancak, davalının defterlerinde davacının tanzim ettiği faturaların kaydı olmayıp, taraflar arasında yazılı bir sözleşme de bulunmamaktadır. Davalı da yargılama aşamasında navlun alacağının miktarının davacı tarafından ispatlanması gerektiği ve talebin fazla olduğu gerekçesiyle itiraz ettiğine göre, davacının hak ettiği navlun tutarı konusunda bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacının talep ettiği miktarın tamamına hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.