Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/12130 E. 2014/4174 K. 05.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12130
KARAR NO : 2014/4174
KARAR TARİHİ : 05.03.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/03/2013
NUMARASI : 2011/384-2013/46

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/03/2013 tarih ve 2011/384-2013/46 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2010 yılı faaliyet dönemine ilişkin olarak 20.06.2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan, özel denetçi tayin edilmesine ilişkin 3 no’lu kararın, özel denetçi atanan kişi ile ilgili müvekkiline herhangi bir bilgi verilmemesi, bu kişinin özel denetçi olarak atanmasının yönetim kurulu üyelerinden biri tarafından teklif edilmesi nedeniyle kanuna aykırı olduğunu ayrıca, davalı şirketin nakdi sermayesinin dış kaynaklardan yapılacak artış ile 240.000,00 TL’ye çıkartılmasına ilişkin 4 no’lu genel kurul kararının da öncelikle artırılan kısma ilişkin sermaye taahhütlerinin genel kurul toplantısından önce tamamlanma şartının yerine getirilmemesi nedeniyle geçersiz olup, davalı şirketin müvekkili tarafından şirket aleyhine genel kurul kararının iptali davası açmasından sonra sermaye artırımına gitmesinin de, alınan bu kararın ortaklar arasında çıkan uyuşmazlık ve müvekkilinin şirketteki söz hakkının kısıtlanması nedeniyle alındığını gösterdiğini, bu itibarla kanuna, ana sözleşmeye, afaki iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, anılan genel kurul kararlarının TTK’nın 381. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK’nın 348. maddesi uyarınca genel kurulun bazı belirli hususların incelenmesi için özel denetçi seçebileceğini ancak, davacının bu maddede sayılan hiçbir hususa atıf yapmadan sadece isim belirtmekle yetindiğini kaldı ki, genel kurulun özel denetçi tayini isteminin reddi kararına karşı iptal davası açılamayacağını ve söz konusu özel denetçinin 20.06.2011 tarihli olağanüstü genel kurulunda kararlaştırıldığını, davacının sermaye artırımı kararına yönelik olarak eski sermayenin ödenmemiş olduğuna dair iddialarının gerçek dışı olduğunu, sermaye artırımının olağan bir işlem olup, haklı bir gerekçenin bulunmasına da gerek olmadığını ve pay sahibinin buna tahammül göstermek zorunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, alınan kararın ticaret sicil memurluğunca red kararı verilerek tescil ve ilanının yapılmadığı, bu itibarla ortada herhangi bir kararın bulunmadığı, tescil ve ilan edilmemiş genel kurul kararları hakkında iptal isteminde bulunulmasının yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesine dayalı olarak açılmış anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda da özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, bu davalar genel kurul kararının verildiği tarihten itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmalıdır. Ayrıca, genel kurul kararının iptalini talep edebilmek için kararın tescil ve ilan edilmesi gerekmez. Bu nedenle, mahkemece uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 5.3.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.