Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/12223 E. 2014/14479 K. 25.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12223
KARAR NO : 2014/14479
KARAR TARİHİ : 25.09.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/04/2013
NUMARASI : 2011/682-2013/167

Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/04/2013 tarih ve 2011/682-2013/167 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23/09/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. B. A. A. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin yapımını üstlendiği ve davalı şirkete sigortalı bulunan inşaatta, 05/03/2010 tarihinde üst kotta yer alan TOKİ 24 Derslikli G. Lisesi inşaatından, yoğun yağış neticesi oluşan toprak ve çamur akıntısının inşaata girmesi sonucu hasar meydana geldiğini, davalı sigorta şirketinin, müvekkiline ait projenin uygulanması sırasında poliçenin 110 numaralı klozunda belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmediği gerekçesi ile tazminat ödemediğini, oysa müvekkilinin inşaatında hasar meydana gelmesinin sebebinin, üst kotta devam eden okul inşaatını yapan F.Çelik İnş. Ltd. Şti’nin, inşaatının önüne herhangi bir önlem almadan kazıdan çıkan dolgu maddesini depolanması olduğunu, hasarın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını ileri sürerek, şimdilik 65.197,80 TL’nin hasar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, somut olayda bir tedbir alınması gerekiyorsa bunun davacı tarafından değil, dava dışı TOKİ 24 derslikli lise inşaatını yapan şirket tarafından yapılması gerektiği, davacının tedbir alma yükümlülüğünün, rizikonun gerçekleşmesine kesin gözüyle bakılabildiği andan sonra doğacağı, olayda rizikonun gerçekleşmesine kesin gözüyle bakılabildiği bir hal olmayıp davacının alabileceği bir tedbirin de bulunmadığı, dolayısıyla meydana gelen zarardan poliçe kapsamında davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 48.604 TL’nin 05/03/2010 olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak dava, inşaat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalı şirkete sigortalı inşaatının uğradığı hasar bedelinin teminat kapsamında bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa miktarının ne olduğu noktalarında toplanmaktadır. Dava konusu sigorta poliçesinin “Yağış, Sel ve Seylap Riskleri İle İlgili Güvenlik Önlemlerine Ait Garanti Klozu” başlıklı 110 numaralı klozda, bu kapsamda meydana gelen zararların ancak, söz konusu projenin çizimi ve gerçekleştirilmesi sırasında gerekli emniyet tedbirlerinin alınması ön koşuluyla teminata dahil olduğu, gerekli emniyet tedbirlerinden kastın ise plan ve proje hazırlığı safhasında yapılan hesaplamalarda ve projenin uygulanması sırasında, sigortalı inşaat alanıyla ilgili tüm sigorta süresini kapsamak üzere 20 yıllık bir dönüşüm süresini dikkate alacak şekilde meteorolojik veri ve istatistiklerden yararlanmak olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla anılan kloz hükmü uyarınca yağış nedeniyle meydana gelen hasarın teminat kapsamında kalabilmesi, projenin çizimi ve daha sonra da uygulanması esnasında, maddede belirtilen gerekli emniyet tedbirlerinin alınmasına bağlıdır.
Mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda ise daha çok kurtarma tedbirlerinde söz konusu olabilecek ilkelerden hareketle gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünün, rizikonun gerçekleşmesine kesin gözüyle bakılabildiği andan sonra doğacağı bildirilmiş, ayrıca hasarın nedeninin yüksek kottaki inşaatı yapan dava dışı F. Ç. İnş. Ltd. Şti’nin davacıya ait inşaat ile arasındaki alana toprak dolgu yapması olduğu, bu şirketin alması gereken tedbirleri almanın davacıdan beklenemeyeceği belirtilmiştir. Üst kotta inşaat yapan şirketin alması gereken tedbirleri almanın davacıdan beklenemeyeceği açık ise de dosyaya sunulan Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 20.07.2010 tarihli tespit bilirkişi raporunda, alt kottaki davacıya ait inşaatta gerekli önlemlerin alınması (istinat duvarı yapılması) halinde, üst kottaki kazı malzemesinin yapıya zarar vermeyeceği bildirildiği gibi bu şekilde bir dolgu malzemesi olmadığı halde, davacıya ait inşaatın bitişiğindeki zeytinlikten de davacı inşaatına doğru kaymalar olmuştur. Esasen dava konusu uyuşmazlıkta davacının kusurlu olup olmadığından ziyade, anılan kloz hükmü uyarınca gerekli tedbirleri alıp almadığı önemlidir.
O halde mahkemece, aralarında inşaat mühendisi ve sigorta hukukçusu bulunan yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, anılan klozun tüm hükümlerinin tek tek incelenmesi suretiyle davacının projenin çizimi ve gerçekleştirilmesi sırasında gerekli tedbirleri alıp almadığının, dolayısıyla meydana gelen hasarın teminat kapsamında bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Yine anılan sigorta poliçesinin “Toprak Kaymasına Bağlı Enkaz Kaldırma Klozu” başlıklı 111 numaralı klozuna göre, sigortalı malzemenin çıkarılması giderlerini aşan enkaz kaldırma giderleri ile gerekli ve yeterli önlemlerin zamanında alınmamış olması nedeniyle kayan ve bozulan setlerin inşası giderleri karşılanmaz.
Davalı vekilince de mahkemece alınan bilirkişi raporunda, hasar bedeli tespit edilirken bu hükmün nazara alınmadığı yönünde itirazda bulunulmuş, alınan ek bilirkişi raporunda da davalı vekilinin bu itirazı karşılanmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, kabul şekli bakımından, hasarın teminat kapsamında kaldığı sonucuna varılması halinde, davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi sırasında, davalının 111 numaralı kloz hükmüne dayalı itirazları karşılanmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.