YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12451
KARAR NO : 2014/3682
KARAR TARİHİ : 27.02.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/02/2013
NUMARASI : 2011/68-2013/35
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/02/2013 tarih ve 2011/68-2013/35 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin oğlu K. B. K.’nun E. Film tarafından yapılan filmde başrol oyuncusu “M.” rolünde oynadığını ancak rol karşılığında kendisine hiçbir ödeme yapılmadığını, zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla telif hakkı olarak 10.000 TL maddi tazminat ve 10.000 TL manevi tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, E. Ş. hakkındaki davanın husumetten reddine, davalı E. Film A.Ş. hakkında açılan manevi tazminat davasının reddine, takdiren 1.000 TL maddi tazminatın bu davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HMK’nın 297. ve devamı maddelerinde hükmün kapsamı ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir (HMK m.298/2). Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, mahkemece 26.02.2013 tarihli oturumda verilen kısa kararda “Davalı Hayat Görsel Yayıncılık A.Ş. hakkındaki davanın husumetten reddine” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “E. Ş. hakkındaki davanın husumetten reddine” karar verilmiştir. Bu şekilde kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açılması doğru olmadığı gibi dava dilekçesinde asıl davalının E.. A.. olduğu, tahsilin bu şirketten talep edildiği ve E. Ş.’nin davalı şirketin temsilcisi olarak dava dilekçesinde gösterilmesine rağmen gerekçeli kararda Esat Şahin hakkında karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu yönlerden bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre de davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, 27/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.