YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12755
KARAR NO : 2014/2154
KARAR TARİHİ : 10.02.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/04/2004
NUMARASI : 2002/1088-2004/491
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.04.2004 tarih ve 2002/1088-2004/491 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 18/10/1999 tarihinde, Yurtbank A.Ş. aracılığıyla Yurtbank Security Off Shore Bank Ltd’ye 13.400 TL mevduat yatırdığını, bu mevduatın 27/12/1999’da 15.343,78 TL’ye ulaştığını, paranın banka çalışanlarının iknası ile bu şekilde yatırıldığını, Yurt Bank A.Ş. çalışanlarının yanlış yönlendirmesi sonucu müvekkilinin zarara uğradığını, uğranılan zarardan davalıların sorumlu bulunduğunu ileri sürerek şimdilik 1.000 TL’nin 27/12/1999 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın eyleminin havale işleminden ibaret olup davacıya karşı bir taahhüt içermemesi nedeniyle davalı bankanın sorumlu bulunmadığı, diğer davalı T.. T..’nin de bankayı devir aldığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre dava konusu hesapların sigorta kapsamı dışında kalması nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı T.. T.. hakkındaki davanın reddine dair verilen karar doğru değil ise de davalı T.. T.. yönünden davanın yargı yolu nedeniyle reddi gerekip, verilen kararın sonucu itibariyle doğru olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer davalıya yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı Oyakbank A.Ş.’nin külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş’de bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak Yurt Security Offshore Bank Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın davalı Oyakbank A.Ş. yönünden reddi cihetine gidilmiş ise de, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank AŞ’nin yöneticisi olan Ali Avni Balkaner hakkında, “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 19.10.2006 gün ve 1600-16357 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, Ali Balkaner ve Yurtbank A.Ş’nin davadışı diğer bir kısım yöneticilerinin, Yurtbank A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak Ali Avni Balkaner tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır. Bir başka söyleyişle, Yurtbank A.Ş’nin söz konusu yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer off-shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle off-shore hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları açıkça ortaya konmuştur.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki aciz vesikaları da gözetildiğinde, davacıların alacağını davalı Yurt Security Off-Shore Ltd’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nın 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nın 41, TTK’nın 321/son ve 336/5. maddeleri uyarınca, davalının davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulması gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek üzere yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.