YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12903
KARAR NO : 2014/2389
KARAR TARİHİ : 12.02.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/01/2013
NUMARASI : 2011/93-2013/18
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.01.2013 tarih ve 2011/93-2013/18 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin “P.” asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının “KURUDERE KÖYÜ G. DOĞAL KAYNAK SUYU GÜVENLE İÇİLİR + şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPE’ne başvuruda bulunduğunu, başvuruya davacılar tarafından yapılan itirazın önce Markalar Dairesince nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, davalı başvurusunun davacılara ait “P.” ibareli markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, işitsel ve görsel olarak karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, markaların kapsamlarında aynı ürünlerin yer aldığını, davacı markalarının tanınmış marka olduğunu ileri sürerek; dava konusu YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurum işlem ve kararlarının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, başvurunun davacılara ait markalardan farklı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalının 2000/16070 sayılı aynı mal ve işaret için tescilli markasının olduğunu ve kazanılmış hak oluşturacağını, markasını 1999 yılından itibaren de fiilen kullanıldığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, işitsel, kavramsal, görsel ve genel izlenim olarak başvurunun davacıların tanınmış “PINAR” ibareli markaları ile benzer olmadığı, esasen marka hakkının kelimeler üzerinde bir tekel hakkı bahşetmediği, marka sahibine sadece aynı veya karıştırılabilecek benzer bir işaretin tescili ya da kullanılmasını engelleme konusunda münhasır bir hak verdiği, dolayısıyla somut olayda KHK’nın 8/1-b ve 8/4 hükümlerinden kaynaklanan bir tescil engelinin mevcut olmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair hiç bir neden ve kanıtın mevcut olmadığı, davacıların ticaret ünvanının da KHK 8/5 anlamında tescil engeli oluşturmadığı, davalının “Kurudere Köyü G.” esas unsurlu markasını içme suyu emtiasında 1997 yılından itibaren kullandığı, markaların birlikte ve karıştığına dair bir uyuşmazlık gerçekleşmeden kullanıldığı, davalının 2000/16070 sayılı “Kurudere Köyü Güvenpınar” esas unsurlu markasının 03.08.2000 tarihinde yapılan başvuru üzerine 02.04.2002 tarihinde 32. sınıfta “havalandırılmış sular, kaynak suları” için tescil edildiği, dolayısıyla 32. sınıfın 02. alt grubunda yer alan ve çekişmenin odağını oluşturan “maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar, tonikler” açısından davalı lehine kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, her ne kadar mahkemece dava konusu işaretlerin benzer olmadığı görüşü benimsenmiş ise de; Dairemizin 02/12/2008 tarihli 2007/10373 E. 2008/13740 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere dava konusu işaretlerin baskın unsuru “P.” kelimesinden oluşmaktadır. Bu durumda da işaretler arasında işaretleri taşıyan ürünlerin ortalama tüketici nezdinde 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi anlamında ilişkilendirme ihtimalini içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğunun kabulü gerekeceğinden mahkemenin bu yoldaki görüşüne itibar edilemez. Ancak, davalının daha önce başvuru konusu “maden suları, kaynak suları, sofra suları ve soda” emtiası ile benzer emtiayı kapsayan 2000/16070 sayılı tescilli markası bulunmakta olup, söz konusu markayı oluşturan asli unsurları değiştirilmeksizin uyuşmazlık konusu 2009/07939 sayılı marka başvurusunda da bu unsurların yer alması nedeniyle, az önce belirtilen emtialar bakımından davalının kazanılmış hakkı bulunduğuna ilişkin mahkemenin görüşü yerindedir. Ne var ki, dava konusu 2009/07939 sayılı başvuruda yukarıda sayılan emtia dışında bulunan “biralar, bira yapımında kullanılan preparatlar, tonikler, sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar” ürünleri bakımından ise davalı şirketin herhangi bir kazanılmış hakkı bulunmadığının gözetilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu bakımdan temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 12.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.