YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13045
KARAR NO : 2014/14598
KARAR TARİHİ : 25.09.2014
Taraflar arasında görülen davadaverilen 02/05/2013 tarih ve 2012/651-2013/278 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı banka vekili ile fer’i müdahil vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tasarruflarını davalının külli halefi olduğu değerlendirmek istediğini, bu şube çalışanlarının müvekkilini yönlendirmesi ve ikna etmesi neticesinde müvekkiline off-shore hesabı açıldığını, daha sonra davalı bankanın yönetimine tarafından 21.12.1999 tarihinde el konulduğunu, müvekkilinin alacaklarının ödenmediğini, off-shore bankası aleyhine başlattığı icra takibinin de sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin zararından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 10.000 TL’nin paranın yatırıldığı 03.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca işleyecek reeskont faiziyle, 10.000 TL manevi tazminatın ise yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; bozma sonrası yapılan ıslah ile de maddi alacak olan 10.000,00 TL’nin avans faiziyle tahsili istenmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, off-shore bankasının tamamen ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davacının zararın tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı tarihten itibaren zamanaşımı süresi başlayacağından davalı vekilinin zamanaşımı itirazının haklı olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olan olayın hukuki tanımının “havale görünümlü mevduat toplamak” olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu şekilde davacının zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kabulü ile 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, bu miktara 03/11/1999 tarihinden itibaren reeskont faizi, 29/01/2013 ıslah tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir. …/…
-2-
Kararı, davalı banka vekili ile feri müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı banka vekili ile feri müdahil vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davalı bankaya yatırdığı parasını yıllardır tahsil edememesi nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek, manevi tazminat isteminde de bulunan davacının bu isteminin, davaya konu olaylar nedeniyle şahsiyet haklarının tecavüze uğradığının kabulünün mümkün olmaması karşısında, olayda uygulanması gereken mülga Borçlar Kanunu’nun 49. maddesindeki manevi tazminat koşullarının somut olayda gerçekleşmemesi nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece davacının belli bir amaçla hareket ettiği, daha yüksek faiz için Devlet güvencesini göz ardı ettiği, hatalı davrandığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmayıp, mahkemenin bu yöndeki gerekçesine itibar edilemez ise de sonucu itibariyle doğru olan manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kararın gerekçesi açıklanan şekilde değiştirilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekili ile feri müdahilvekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekili ile feri müdahil vekilinin manevi tazminata ilişkin gerekçeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibariyle doğru olan redde ilişkin hükmün HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi yazılı şekilde değiştirilerek ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 25.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.