Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/13315 E. 2014/2617 K. 14.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13315
KARAR NO : 2014/2617
KARAR TARİHİ : 14.02.2014

MAHKEMESİ : ORTACA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/04/2013
NUMARASI : 2012/28-2013/346

Taraflar arasında görülen davada Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.04.2013 tarih ve 2012/28-2013/346 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin mantı ve çiğ börek üreticisi olup, bunların toptan satışını da yaptığını ve TPE’ye H. markasının tescili için başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin bu başvurusundan sonra davalının da H. isimli restaurant açarak burada mantı da sattığını, davalının aynı isimle aynı ürünü satması ve ürünün müvekkilinin ürünleri ile karıştırılması nedeniyle müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek, haksız fiilin tespiti ve men’i ile 25.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacı adına tescil edilmiş bir marka bulunmadığından dava şartının gerçekleşmediğini, kullanılan tabelaların boyutlarının ve yazı stillerinin farklı olduğunu, davacının iş yerlerinin karıştırıldığı ve zarara uğradığı iddiasının da doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, H. markasının davacı adına tescilli olup, davalı ile davacının iştigal alanı ile müşteri çevresinin aynı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının tescilli markasına yapılan tecavüzün önlenmesine, davacının manevi tazminat isteminin ise şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 556 sayılı KHK’nın 9/son maddesine dayalı olarak marka tescil başvurusu yapıldıktan sonra açılmış ve davacı söz konusu başvurudan kaynaklanan öncelikli ve üstün hakkına dayalı olarak davalının haksız eyleminin önlenmesini istemiştir. Nitekim, işbu davanın devamı sırasında marka tescil başvurusunun sonuçlanarak markanın davacı adına tescili de gerçekleştiğine göre, davanın 556 sayılı KHK’nın 63 ve 71. maddeleri uyarınca Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde görülmesi gerekmektedir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı gereğince, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndan kaynaklanan davalar bakımından Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan ve Adli Yargı Adalet Komisyonu’nun bulunduğu merkezde yer alan Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde tek Asliye Hukuk Mahkemesi varsa o mahkeme, iki asliye hukuk mahkemesi varsa 1 numaralı ve 2’den fazla asliye hukuk mahkemesi varsa 3 numaralı asliye hukuk mahkemesi ihtisas mahkemesi sıfatıyla görevlidir. Bu durumda anılan HSYK kararı uyarınca Ortaca İlçesi’nin bağlı bulunduğu Fethiye Adli Yargı Adalet Komisyonu’nda bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin iki tane olması halinde 1 numaralı olan mahkemenin, ikiden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi bulunması halinde ise 3 numaralı mahkemenin fikri ve sınai haklara ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiş ihtisas mahkemesi olması nedeniyle uyuşmazlığın açıklanan şekilde belirlenecek ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilen Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmesi için dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu hususun gözden kaçırılarak yargılamaya devam olunması ve uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın görev yönünden re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.