YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13382
KARAR NO : 2014/16465
KARAR TARİHİ : 24.10.2014
MAHKEMESİ : YOZGAT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/04/2013
NUMARASI : 2010/95-2013/201
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.04.2013 tarih ve 2010/95-2013/201 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.10.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. S.. Y.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafın müvekkilinden istediği zaman geri alabileceği ve yüksek faiz ödemesi yapılacağı vaadi ile 20.000 DM tahsil ettiğini, davalı tarafın müvekkiline hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı bir belge verdiğini, bu belgedeki imzanın kime ait olduğunun belli olmadığını, müvekkilinin yatırdığı para ya da faizinin ödenmediğini, müvekkiline verilen belgenin de hisse senedi özelliği taşımadığını, davalı ile müvekkil arasında geçerli bir hisse devri yapılmadığını ve geçerli bir ortaklı ilişkisi kurulmadığını, bundan dolayı da davalının eylemlerinin haksız fiil niteliğinde olduğunu, davalı D.. U..’ın da yönetim kurulu başkanı sıfatıyla sorumlu olduğunu ileri sürerek, davacı müvekkil ile davalı arasında kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile müvekkilinin ödediği 20.000 DM karşılığı (21.422,11 TL)’nın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, nominal bedeli 1,00 TL’den 25 hisseye sahip bulunduğunu, TTK’nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını, davalı D.. U..’a husumet düşmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette nominal değeri 1,00 TL’den 25 payı olduğu ve şekli şartlar itibariyle ortaklık sıfatını kazandığı, ancak davacıdan 2.252,38 TL fazladan alındığı, davacının fazladan alınan bu meblağı davalı şirketten talep edebileceği gerekçesiyle davalı D.. U..’a yönelik davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı şirkete yönelik davanın kısmen kabulü ile 2.252,38 TL’nin faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı ile davalı şirket arasında geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı taraf, davalının yüksek faiz verileceği ve her istenildiği an geri ödeneceği garantisiyle kendisinden para alındığını, mevzuata uygun bir biçimde davalı şirkete ortak olunmadığını, geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını ileri sürdüğüne göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Mahkemece, bu hususun tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait pay defterleri, mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla davacının ortaklar pay defterinde kaydı bulunduğundan bahisle pay senedi devralmak suretiyle ortak olduğunu bildirmişlerdir. Oysa davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğunun belirtildiği SPK raporlarının mevcut olduğu Dairemizden geçen emsal dosyalardan bilinmekte olup bilirkişi incelemesine sunulan pay defterindeki kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belli değildir. Davacının dayandığı Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi’ne göre davacının söz konusu hisseleri kimden devraldığı yazılı olmamakla birlikte Y. Gıda San. Tic. A.Ş’nin 25.03.2010 tarihli yazısında hisseleri Y. A.Ş’den devraldığı bildirilmiş olup bilirkişi kurulu bu yönden bir inceleme yapmamış, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde temsil edilip edilmediği, hisse devreden bu şirketin devir tarihi itibariyle hisselerini devrettiği şirketin ortağı olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazırun cetvelleri incelettirilmek suretiyle davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı şirketin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, pay defterindeki kaydın diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalıların hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili ve davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı ve davalı şirket yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı şirket vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100 duruşma vekalet ücretinin herbir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalı şirkete iadesine, 24.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.