Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/13636 E. 2014/15744 K. 16.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13636
KARAR NO : 2014/15744
KARAR TARİHİ : 16.10.2014

MAHKEMESİ : MARMARİS 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 10/04/2013
NUMARASI : 2009/183-2013/155

Taraflar arasında görülen davada Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/04/2013 tarih ve 2009/183-2013/155 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/10/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı-karşı davacı vekili Av. Y.. Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, Fransız vatandaşı olan ve Türkiye’de yaşayan müvekkili gerçek kişinin, diğer müvekkili şirketi kurarak çalışma ve oturma izni aldığını, 2005 yılında oturma izninin uzatılmayıp yeni başvurusunun da kabul edilmediğini, Türkiye’de yüklü miktarda yatırım yapmış olması nedeniyle paniğe kapıldığını, bu sırada tanıştığı davalının problemi çözeceğini belirttiğini, bunun için şirket hissesinin %8’inin kendisine devrini ve şirkete müdür olarak yüksek maaşla atanmasını talep ettiğini, sınır dışı edilme tehdidi altında bulunan davacının öneriyi kabul ettiğini, davalıya 1.500 TL maaş bağlanarak şirkete müdür olarak atandığını, ayrıca şirketin %8 hissesinin bu şahsa devredildiğini, devir karşılığında herhangi bir bedel ödenmediğini, devir sonrasında davalının tavırlarının değiştiğini, müvekkilinin çalışma iznini uzatamadığını, aldığı maaş karşılığında hiç çalışmadığını, sürekli para istediğini, verilmeyince müvekkilini tehdit ettiğini, daha sonra Fransızca bilen bir avukatla tanışan müvekkilinin bu şahıs sayesinde kısa sürede çalışma iznini aldığını, ayrıca davalının iddia ettiği gibi müvekkili hakkında herhangi bir şikayet bulunmadığının öğrenildiğini, bu sırada uzun zamandan beridir adli makamlar tarafından takip edilen davalının tutuklandığını, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/372 E. sayılı dosyasında yargılandığını, davalının çalışma izni başvurusu yapmadığı halde yapmış gibi evrak sunduğunu, avukat olmadığı halde avukatmış gibi davrandığını ileri sürerek, öncelikle davalı adına kayıtlı şirket hisselerinin devrinin iptalini, bu talep kabul edilmezse davalının bedel ödenmeksizin şirket ortaklığından çıkarılmasını, davalıya danışmanlık, kar payı ve maaş olarak ödenen toplam 160.980,15 TL’nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş; karşı davasında, müvekkiline ödenmesi gereken maaş alacağı ile 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ait kar payı ve KDV iadesinden oluşan toplam 209.400,00 TL alacağın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili, karşı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, karşı davanın süresi içerisinde açılmadığı, buna rağmen usul ekonomisi nedeniyle tefrik kararı verilmediği, hisse devrinin iptali koşullarının oluşmadığı, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebeplerin bulunduğu, davalının kar payı talep ettiği yıllarda şirketin kar payı dağıtmayıp karın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının 6762 sayılı TTK’nın 551/3’ncü maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkarılmasına, asıl davada diğer taleplerin ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemenin asıl davada bedelsiz olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan ve irade fesadı hakkında da bir delil sunulmayan hisse devir sözleşmesinin iptali koşullarının oluşmadığına ve davalı Hikmet’in ortaklıktan çıkarılmasına dair haklı nedenlerin bulunduğuna, birleşen davada ise davalı şirketçe 2006-2009 yılları arasında kar payı dağıtılmaması karşısında, davacının kar payı talep edemeyeceğine dair gerekçelerinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, asıl davada davacılar-karşı davada davalılar vekilinin tüm ve asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak asıl dava, davalı ortağa yapılan hisse devir sözleşmesinin iptali, bu talep kabul edilmezse davalının bedel ödenmeksizin şirket ortaklığından çıkarılması ile davalıya danışmanlık ve maaş olarak ödenen paraların istirdadı, karşı dava ise, ödenmesi gereken maaş alacağı ile kar payı ve tasfiye payı alacaklarının tahsili istemlerine ilişkindir.
Asıl davada davacılar vekilince sunulan dava dilekçesinde, davalıya 1.500 TL maaş bağlandığı kabul edilmiş, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da davalı tarafın ortaklık maaşı olarak belirttiği bu ücretin müdürlük ücreti olması gerektiği bildirilmiştir. Mahkemece de asıl davada davalının kendisine ödenen bu bedeller karşılığında yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispat edilemediği kabul edildiği halde, birleşen davada bu maaşın ortaklığın gereği olduğu, davacı tarafın üyeliğinin ve müdürlük görevine getirilmesine ilişkin işlemin hükümsüz bulunduğu sonucuna varıldığından, bu bedelin tazminine dair talebin reddine karar verilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği belirtilmiştir. Oysa mahkemenin bu gerekçesi dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi, irade fesadı hakkında bir delil sunulmayan hisse devir sözleşmesinin iptali koşullarının oluşmadığına ve davalının kendisine ödenen maaş karşılığında yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispat edilemediğine dair mahkeme kabulleri ile de çelişmektedir. Asıl davada davacılar tarafından davalıya aylık 1.500 TL maaş bağlandığı kabul edildiğine ve davalının bu konudaki edimlerini yerine getirmediği de ispat edilemediğine göre, artık karşı davada davacıya çalıştığı dönemde maaş alacağının ödendiğinin ispatı yükümlülüğü, asıl davada davacılar-karşı davada davalılara düşer.
O halde mahkemece karşı davada davacının müdür olarak çalıştığı sürenin ve bu dönemde hak kazandığı maaş alacağının tespit edilerek, bu meblağın karşı davada davacıya ödenmiş olduğunun ispatı yükümlülüğünün, asıl davada davacılar-karşı davada davalılara düştüğünün kabul edilmesi ve sonucuna göre karşı davadaki maaş alacağı talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamı ile örtüşmeyen ve çelişkili gerekçelere dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Karşı davadaki bir diğer talep de 500.000 TL ödenmiş sermayenin %8’ine isabet eden 40.000 TL ile tasfiye halinde mal varlığından gelecek 10.000 TL’nin tahsili istemlerine ilişkindir. Esasen asıl davada da davalının bedel ödenmeksizin ortaklıktan çıkarılması istenmiş, mahkemece bu talep reddedilmiştir. Ancak mahkemece asıl davadaki anılan talep reddedildiği halde, karşı davadaki bu talep hakkında hiçbir gerekçe gösterilmeden karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, karşı davadaki 500.000 TL ödenmiş sermayenin %8’ine isabet eden 40.000 TL ile tasfiye halinde mal varlığından gelecek 10.000 TL’nin tahsili talebi hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadan talebin reddine karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacılar-karşı davada davalılar vekilinin tüm ve asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının asıl davada davalı-karşı davada davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalılardan alınıp, davalı-karşı davacı H.. C..’a verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 1.019,02 TL harcın temyiz eden davacı-karşı davalılara iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 16/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.