Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/13870 E. 2014/3818 K. 28.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13870
KARAR NO : 2014/3818
KARAR TARİHİ : 28.02.2014

MAHKEMESİ : ANTALYA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/04/2013
NUMARASI : 2012/472-2013/136

Taraflar arasında görülen davada Antalya 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.04.2013 tarih ve 2012/472-2013/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi M.. Ç.. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin alacaklısı bulunduğu 30.04.2006 vadeli 15.000,00 TL bedelli borçlusu Ö. F. K. olan bononun tahsil edilmesi için 29.03.2006 tarihinde senet tevdi belgesi ile Ziraat Bankası Antalya Şubesi’ne teslim ettiğini ve tahsil amaçlı olarak da arkasını ciro ettiğini, senedin banka tarafından tahsil edilecek senetler listesinde … sırada kayda alınıp gününde ödenmeyince de yine kayda alınmak sureti ile protestoya gönderildiğini, Antalya 6. Noterliği’nin 03.05.2006 tarih ve … yevmiye numarası ile protesto edildiğini, bu süreçte banka tarafından senet üzerine tahsil edilmek üzere kaydını içeren kaşe vurulması gerekirken vurulmadığını ve senedin üzerinde bankaca tahsile konulduğu ve protesto edildiğine ilişkin hiçbir kayıt bulunmadan protesto evrakı ile birlikte davacı alacaklıya iade edildiğini, davacının da senedi yenilemek maksadı ile borçluya iade ederek karşılığında yeni senet aldığını, senedi bu şekilde alan borçlunun arkadaki açık ciroyu kullanmak sureti ile araya Süleyman Kaş isimli meçhul bir şahsın cirosu ile senedi Nihat Tekin adına Antalya 2. İcra Müdürlüğü 2006/15796 Esas sayılı dosyasında takibe koyduğunu, takiple ilgili Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/474 Esas sayılı dosyasında açtıkları menfi tespit davasında mahkemece senet arkasındaki cironun temlik cirosu olduğu kabul edilerek davanın reddedildiğini, karar üzerine davacının icra dosyasına 17.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, bunun sebebinin bankanın tahsil kaşesi vurmamış olması olduğunu, davacının icra takibi nedeniyle iş yeri ve ailesi içinde huzursuzluklar yaşadığını ileri sürerek, 17.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zararı öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde açılmayan davanın zaman aşımına uğradığını, bankanın zarara yol açan olayda taraf olmayıp husumet ehliyetinin de bulunmadığını, davacının cirosunun gizli tahsil cirosu olup, tahsil cirosu yazılmamasının kendi kusuru olduğunu, bankanın bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı davada dayanak olarak davalı bankanın senedin tahsili aşamasında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, senet üzerine tahsil amaçlı protesto edildiğine dair kaşe vurulmaksızın davacıya iade edildiğini, bu şekilde bankanın kusuruna dayandığını belirttiği, esas yönüyle davanın haksız fiilden kaynaklandığı, davalı vekili tarafından süresinde zaman aşımı def’inde bulunulduğu, 6101 sayılı BK’nın yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanunun 5. maddesi gereğince davada uygulanması gerekli olan 818 sayılı BK’nın 60. maddesi gereğince haksız fiilden kaynaklanan davalarda zaman aşımı süresi davacının zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl olduğu, davacı davaya konu senet ile ilgili aleyhine girişilen icra takibini çok önce tebligatla öğrenmiş olduğu gibi 11.02.2011 tarihinde bizzat icra dairesine müracaatla güncel hesap tablosu çıkartarak zarar miktarını tamamıyla ve net bir şekilde öğrendiği, kusurlu eylemin davalı tarafından gerçekleştirildiğini de başından beri bilmekle davayı faili ve zararı öğrendiği 11.02.2011 tarihinden itibaren yasal 1 yıllık süresi içerisinde açmadığı gerekçesiyle,dava haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olup 6101 sayılı BK yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanunun 5. maddesi gereğince davada uygulanması gerekli olan 818 sayılı BK’nın 60. maddesi gereğince dava zararın ve failin öğrenildiği tarih olan 11.02.2011 tarihinden itibaren 1 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde açılmadığından davanın vaki zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen vekalet sözleşmesi kapsamında, davalı bankanın tahsil cirosu ile kendisine devredilen bono üzerine tahsil cirosu ve protesto kaydı düşmemesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının iddia ettiği zararın kaynağının haksız fiil olduğu, davanın bir yıllık haksız fiil zaman aşımı süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davaya konu bononun davalı bankaya teslim edilerek banka aracılığı ile tahsilinin amaçlandığı, bu şekilde taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğu, bu sözleşmenin vekalet sözleşmesi mahiyetinde olduğu ve 1 yıllık haksız fiil zaman aşımının olayda uygulama yerinin bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece değinilen sözleşme ilişkisi göz önüne alınarak, zaman aşımı süresinin tespiti ile sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle, taraflar arasındaki ilişkiye yanlış anlam verilerek, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.02.0014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.