YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14370
KARAR NO : 2014/17136
KARAR TARİHİ : 07.11.2014
Y A R G I T A Y İ L A M I
MAHKEMESİ :ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/06/2013 tarih ve 2010/240-2013/153 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07/11/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av…. ile davalı vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1992 yılından beri davacının acentesi olduğunu, taraflar arasında 28.06.1996 tarihli acentelik sözleşmesinin imzalandığını, davalının haksız ve usulsüz olarak 19.10.2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi sona erdirdiğini, 2007 yılından itibaren davalının tek taraflı kararları ile acentelik sözleşmesinin içeriğini ve komisyon oranlarını değiştirmesine müvekkilinin karşı çıkmasının fesih sonucunu doğurduğunu, feshin haksız olması nedeniyle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 15. ve 16. maddelerinde düzenlenen komisyon alacağı ve portföy tazminatı isteme haklarının bulunduğunu, ayrıca davalının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin manevi zarara da uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 95.000 TL komisyon alacağının, 50.000 TL portföy tazminatının ve 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 25.03.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam komisyon alacağı ve portföy tazminatı talebini 421.858,51 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıya ödenen avans komisyondan kaynaklanan alacaklarının bulunduğunu ve bu miktar kadar takas itirazlarının olduğunu, davacının ilgili yasa ve yönetmelik gereğince TOBB nezdinde tutulan levhaya kayıt olmaması ve müvekkiline gönderdiği ihtarnamelerde yer alan ifadeler ile taraflar arasındaki güven ve sadakat ilişkisini sarsması nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, dolayısıyla feshin haklı sebeplere dayandığını, davacının taleplerinin dayanaktan yoksun olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin bulunduğu, bu sözleşmenin davalı tarafından haksız biçimde feshedildiği, haksız fesih nedeniyle davacının komisyon alacağı ve portföy tazminatı talep hakkının bulunduğu, ayrıca komisyon oranlarının davalı tarafından tek taraflı olarak düşürülerek davacıya eksik komisyon ödemesi yapıldığı, dolayısıyla bu miktarın da davalıdan tahsilinin uygun görüldüğü, her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de bu yönden koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 421.858,51 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı komisyon alacağı ve portföy tazminatı ile birlikte manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, haksız fesih nedeniyle davacının komisyon alacağı ve portföy tazminatı talep hakkının doğduğu, ayrıca komisyon oranlarının da davalı tarafça tek taraflı olarak düşürülerek davacıya eksik komisyon ödemesinde bulunulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasında düzenlenen acentelik sözleşmesinde, acente için sabit bir komisyon oranı benimsenmemiş, yasada belirtilen oranlara atıf yapılmış olduğu gibi ayrıca davacı tarafça, davalı tarafından yapılan komisyon ödemelerindeki oranlara uzun süre itiraz edilmeden benimsendiğinden artık birikmiş komisyon alacağının tahsilinin istenilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece açıklanan hususun gözden kaçırılarak davacı yararına gecikmiş komisyon alacağına hükmedilmiş olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 23/15. maddesinde, “Sigorta acentesi, acentelik sözleşmesinin sona ermesi halinde, sigorta ettirenlerle yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği komisyona hak kazanır. “ düzenlemesine yer verildikten sonra 16. fıkrası ise “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı tarafça, komisyon alacağı ile birlikte portföy tazminatının da tahsili istenilmiş olup dosyaya sunulan son bilirkişi ek raporunda, dosyada eksik verilerin bulunduğu ve bunların temini halinde değerlendirme yapılabileceği, aksi halde davacı taleplerine ilişkin değerlendirmenin mahkemeye ait bulunduğu açıklanmış, mahkemece de eksik hususlar tamamlanmadan ve herhangi bir hesaplama da yapılmadan davacı taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Oysa mahkemece, yukarıda anılan yasa hükümleri gözetilerek, bu kapsamda taraf delillerinin toplanması, uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4-Öte yandan davalı tarafça, davacıya ödenen avans komisyon nedeniyle davacıdan alacaklı bulunduğu ve takas itirazlarının olduğu yönünde savunma yapılmış olmasına rağmen mahkemece anılan konuda olumlu olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamış olup bu husus da hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.