Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/14380 E. 2013/19150 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14380
KARAR NO : 2013/19150
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/05/2013 tarih ve 2013/249 D.İş. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, keşidecisi … olan 30.04.2013 keşide tarihli 25.000,00TL meblağlı çekin, lehdar tarafından temlik cirosuyla müvekkili bankaya teslim edildiğini, çekin karşılıksız çıktığını ileri sürerek, keşideci borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, mahkemenin hiçbir şekilde yetkili olmaması nedeniyle ihtiyati haciz talep edilmesinin yerinde görülmediği gibi, borçlunun mal kaçırma hazırlığı içinde olduğuna dair iddiaları tevsik eder tarzda belge ibraz edilmediği, iddiaların soyut olduğu gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
İİK’nın 258/1. maddesinde, ihtiyati hacizde yetkili mahkeme konusunda aynı kanunun 50. maddesine atıf yapıldığından yetkili mahkeme HMK hükümlerine göre belirlenecektir. HMK’nın 19/1. maddesi uyarınca kesin yetkinin söz konusu olduğu hallerde mahkemece bu husus re’sen göz önüne alınmalı ise de, aynı maddenin 2. fıkrası gereğince, yetkinin kesin olmadığı durumlarda ihtiyati haciz talep edilen mahkeme yetkili olup olmadığını re’sen gözetemez. İhtiyati haciz talep edilen mahkemenin İİK’nın 258/2. maddesi uyarınca kendisine tanınan takdir yetkisi kapsamında tarafları dinlemeye karar vermesi durumunda, borçlu (karşı taraf) İİK’nın 265. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı veren mahkemenin yetkisine itiraz edebilir. Somut olayda, alacaklı tarafından çeke dayalı olarak keşideci aleyhine ihtiyati haciz istenmiş olup, mahkemece re’sen gözetilecek bir yetki kuralı söz konusu bulunmadığından mahkemece, ihtiyati haciz talebinin yetki yönünden reddi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, kabule göre, mahkemece yetkili olmadığı kanısına varılması halinde, salt bu nedenle ihtiyati haciz isteminin reddi gerekirken, ayrıca “karşı tarafın mallarını gizleme ve/veya kaçırma hazırlığı içinde olduğuna ilişkin delil sunulmadığı” gerekçesiyle, işin esasına girilerek istemin reddine karar verilmiş olması da yerinde değildir. Üstelik, İİK’nın 257/2. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, ancak vadesi gelmemiş borçlar ile ilgili aranması gereken bu olguların, isteme dayanak gösterilen çekin keşide tarihi gözetildiğinde, vadesi gelmiş bir alacağa ilişkin işbu ihtiyati haciz isteminin reddi bakımından gerekçe yapılması da kabul şekli bakımından doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.