Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/14672 E. 2014/3801 K. 28.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14672
KARAR NO : 2014/3801
KARAR TARİHİ : 28.02.2014

MAHKEMESİ : … 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 3. Fikrî ve Sinaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.03.2010 tarih ve 2008/237-2010/58 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1961 yılında kurulduğunu ve bisküvi sektöründe faaliyet gösterdiğini, 114798 sayılı “…”, 117046 sayılı “… …”, 193740 sayılı “… +Şekil”, 97/017635 sayılı “…Şekil”, 195496 sayılı “… … Şekil”, 2000/08668 sayılı “…”, 2000/03876 sayılı “POP”, 2004/14941 sayılı “…”, 34318 sayılı “…” ve 2006/16360 sayılı “… … HAMURUNDA … VAR” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin 30. sınıftaki mallarda kullanılmak üzere 12.10.2006 tarihinde 2006/49168 sayı ile “…” ibareli markanın tescili için diğer davalı …’ye başvuruda bulunduğunu, başvurunun tesciline yaptıkları itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı’nca, daha sonrada … … tarafından “karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı” gerekçesi ile reddedildiğini, oysa davacı başvurusu ile müvekkili markalarının benzer, “..” esas unsurlu markalarının tanımış marka olduğunu, davalı tescilinin müvekkili markasında bulunan “..” ibaresinin ayırt ediciliğine ve itibarına zarar verdiğini ve müvekkili markasının tanımışlığından haksız yarar sağlayacağını belirterek, … …’nın 22.05.2008 tarih ve 2008-M-2997 sayılı kararının iptali ve 2006/49168 sayılı “…” ibareli markanın iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; davacı markaları ile davalı markasının esas ve yardımcı unsurları, telaffuzları, biçim ve anlamları itibariyle benzer olmadığını, her birinin bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin farklı olduğunu, ortalama tüketiciler tarafından karıştırılmasının söz konusu olmadığını, alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı …, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markaları ile davalının marka başvurusunun aynı veya aynı tür malları kapsadığı, davalının “…” başvurusu ile davalı markalarının aynı ürünlerde birlikte kullanılması halinde dahi bağlantılı olduğu yanılgısı dahil karıştırma ihtimalinin büyük bir olasılık teşkil etmediği, zira en yakın işaret kabul edilebilecek “… … …k” veya “… …” ibareli davacı markalarını taşıyan gıda emtialarının “…” ibaresi taşıyan davalı
başvurusu ile aynı tür ürünler ile yan yana satılması halinde dahi, çocuklar dahil gıda alıcılarının, bu malları bağlantılı olduğu yanılgısına düşerek karıştırmalarının söz konusu olmadığı, bu nedenlerle davacı başvurusu ile davalı markalarının 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığı, davacı adına ilk kez 23.10.1989 tarih ve 114798 sayı ile tescil edilen “Şekil + …” ibareli “…” esas unsurlu markanın, 1999 yılından itibaren yoğun bir şekilde reklam ve tanıtımının yapıldığı, markayı taşıyan malın satışına ilişkin çok sayıda faturanın bulunduğu, ürünün pazarlandığı, imalat, yurt içi ve dışında pazarlama ve reklam faaliyetlerinin aralıksız ve yoğun bir şekilde sürdürüldüğü, çok sayıda marka ve endüstriyel tasarım tesciline konu edildiği, “kek” ürünü üzerinde kullanılan “…” ve “… KEK” ibareli davacı markalarının, ilgili sektörde markanın tanınmışlığını temine yeterli olduğu, ancak tek başına “…” ibaresinin markasal olarak davacı kek ürünleriyle özdeşleştiğinden söz edilemeyeceği, bu sözcüklerin ilk akla getirdiği hususların, “Pop müzik, popcorn” gibi kavramlar olduğu, davacı ile özdeşleşen ibarenin “… … Kek” veya “…” ibaresi ile sınırlı bulunduğu, dolayısıyla davacı markalarının malları ile davalı başvurusunun mallarının aynı olsa dahi 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında benzer olmadıkları için 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinde belirtilen üç halinde gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetle gerçekleştiğine dair bir bilgi ve belge olmadığı ,dolayısıyla davalı başvurusu yönünden, davacı markalarının ve tasarımlarının tescil engeli ve hükümsüzlük nedeni oluşturmadığı, iptali istenen … kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.