YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14811
KARAR NO : 2013/20437
KARAR TARİHİ : 14.11.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.07.2013 tarih ve 2013/706 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin diğer davalı ile birlikte davalı şirkete %50 oranında ortak olduğunu, şirketi tek başına temsil yetkisi bulunan davalının önemli kararları tek başına aldığını, müvekkiline doğru ve düzenli fikir akışı sağlamadığını, şirketin sermayesi ile orantılı olmayacak şekilde borç ve risk altına girdiğini ileri sürerek, müvekkilinin şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, tespit edilecek ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsili talebiyle açtığı davada, davalı ortağın müdürlük yetkisinin kaldırılması, şirkete kayyum tayini ve dava dışı Atilla Makina Ltd. Şti.’den mevcut hakediş alacakları ödemesinin şirket hesabına yapılarak kayyum tarafından düzenlenecek rapor doğrultusunda sarfedilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece, mevcut delil durumu gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati tedbir isteyen vekili temyiz etmiştir.
1- 6100 Sayılı HMK’nın 297. maddesi hükmüne göre mahkeme kararları, en azından iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Yine Anayasa’nın 141’nci maddesinin 3’ncü fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da 1086 Sayılı HUMK 428’nci maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HMK’nın 297’nci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, denetime elverişli değildir. O halde, gerekçesiz şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, ihtiyati tedbir isteyen vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle ihtiyati tedbir isteyen vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.