YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14821
KARAR NO : 2014/4530
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ : ORDU 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/03/2012
NUMARASI : 2010/1112-2012/179
Taraflar arasında görülen davada Ordu 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/03/2012 tarih ve 2010/1112-2012/179 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortaladığı emtianın davalı tarafından taşınması esnasında hasarlandığını ileri sürerek sigortalıya ödenen 2.988,00 TL’nin rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, poliçe özel şartlarında taşımanın tüzel kişiliğe haiz bir firma tarafından yapılmasının teminatın geçerliliği açısından şart koşulduğu, somut olayda taşıyıcının bir gerçek kişi olması nedeniyle rizikonun teminat kapsamında yer almadığı, davacının sigortalısına hatır ödemesi yaptığı, bu nedenlerle rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı tarafından sigortalanan emtianın davalı yanca taşınması esnasında hasara uğramasından kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkeme’nin sigorta teminatı dışında kalan riziko ile ilgili olarak ödemede bulunması (ex-gratia hatır ödemesi) halinde rücu hakkının doğmayacağı yönündeki gerekçesi yerinde ise de, ibraz edilen ibraname başlıklı belgede sigortalının “bahsi geçen hasardan dolayı mesul olanlar aleyhine dava hakkını kayıtsız şartsız G.. A..’ne devir ve temlik ettiğini beyan ve kabul ettiği” görülmüştür. Bu durumda, davacının temlik alan sıfatıyla aktif dava ehliyeti ve rücu hakkının bulunduğunun kabulü ile davanın görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.