Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/14932 E. 2014/16278 K. 23.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14932
KARAR NO : 2014/16278
KARAR TARİHİ : 23.10.2014

MAHKEMESİ : ANKARA(KAPATILAN) 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/02/2013
NUMARASI : 2011/298-2013/59

Taraflar arasında görülen davada Ankara(Kapatılan) 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/02/2013 tarih ve 2011/298-2013/59 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen günü hazır bulunan davacı vekili Av. Ş.O. ile davalılar vekili Av. H. H.S.dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 28.09.1988 tarihinde bir aile şirketi olarak kurulduğunu, 1991 yılında Etlikte 2. Şubenin açıldığını, müvekkilinin askerlik vazifesi sebebiyle işlerin başında olamayacağı sebebiyle şirkete ait mutat işlerin idare edilebilmesi için müvekkilinin kendisine ait %26 hissenin %25’ini 5.1.1993 tarihinde bedelsiz olarak şirkette hiçbir hissesi olmayan davalılardan F.. K..’e devrettiğini, Etlik şubesinin 15.06.2004 tarihinde davacı müvekkilinin imzası taklit edilmek suretiyle alınan şirket ortaklar kurulu kararı ile kapatılıp mülkün kiraya verildiğini, yine 1994 yılında Ulus Heykel’de şirkete ait 3. Şubenin hava parası olarak tabir edilen 11.000TL bedel ödenmek suretiyle açıldığını, bu şubenin açılması sonrasında Yüzüncü Yıl Çarşımdaki 1. Şubenin hava parası alınmak suretiyle kapandığını, davalı şirketin 2004-2006 yılları arasında alınmış olan ortaklar kurulu kararları ve bu tarihlerde yapılan hisse devirlerine ait yapılan işlemlerin hiçbirisinde davacı müvekkilinin imzası ve muvafakatinin bulunmadığını, bütün işlem ve kararlarda müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, davalılardan F.. K..’ün boşanma davası sebebiyle eşine nafaka ödememek amacıyla şirkete ait tüm menkul ve gayrimenkulleri müvekkilinin bilgisi dışında davalılardan M.. K.. ve dava dışı D.K.’e bedelsiz olarak devrettiğini, şirketin bir kısım ticari emtiaları ve paralarının da bu kişilere verildiğini, müvekkiline 2003 yılından itibaren kar payı verilmediğini, şirkete ait hesapları ve defterleri incelemek istediğini ancak bu talebinin yerine getirilmediğini, davacının haricen edindiği bilgiye göre şu an itibariyle şirket üzerinde hiçbir malvarlığının görünmediğini, şirkete ait tüm malvarlığının şirkette ücretli olarak çalışan davalı M.. K.. ve dava dışı D. K. üzerinde bulunduğunu, davalı ortakların davacının namına sahte imza atmak, sahte evrak tanzim etmek ve söz konusu evrakları kullanmaktan dolayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına 13.01.2011 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın 2011/6941 hazırlık numarası ile devam ettiğini ileri sürerek gerçekte şirkete ait ancak M.. K.. ve D. K. adına kayıtlı bulunan menkul ve gayrimenkullerin de dahil edilerek haklı nedenlerden dolayı müvekkili ortağın ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine aksi halde şirketin fesih ve tasfiyesine, müvekkiline ait iş bu tarihe kadar ödenmeyen kar paylarının tespit edilerek dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın F.. K.. ve M.. K.. yönünden husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, şirketle ilgili alınan kararların Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, dolayısıyla davacının kararlardan haberinin olmadığını iddia edemeyeceğini, ayrıca davacının bu konuda yaptığı şikayet üzerine, Cumhuriyet Savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacının kar talebinin hangi tarihler için olduğunun açıklanması gerektiğini, davacının kar payı hakkı bulunsa bile bu hakkın zamanaşımına uğradığını, davacının ortaklık payı ve kar payının değerlendirilirken ortaklar veya dava dışı kişilerin malvarlıkları değil, sadece mevcut bilanço ve şirketin malvarlığının dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı tarafından Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/366-2012/8 karar sayılı dava dosyasında davalılar D. K., F.. K.. ve M.. K.. aleyhine açılan taşınır ve taşınmaz satışlarının iptali ve tescil istemli dava da yapılan yargılama sonucunda 16/01/2012 tarihinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, yine davacının şikayeti sonucu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/6941 sayılı soruşturma dosyasında 13/01/2011 tarihinde şüpheliler F.. K.. ve M.. K.. hakkında özel belgede sahtecilik suçlaması ile şikayette bulunulduğu, sahte olduğu ileri sürülen belgenin aslı temin edilemediğinden sahte olup olmadığının sahte ise iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tesbitine imkan kalmadığından şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, müşteki vekilinin karara vaki itirazı üzerine Sincan 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 04/11/2011 tarih ve 2011/2571 sayılı kararı ile itirazın CMK.nun 173/3 maddesi uyarınca reddine karar verildiği, tarafların ileri sürdükleri iddiaların çoğunun ayrı bir dava konusu yapıldığı, davalı şirkette az sayıda ortak arasındaki anlaşmazlık ve güven ilişkisinin zedelenmesi sonucu şirket amacının gerçekleşmesinin güçleştiği, hatta imkansız hale geldiği, bu nedenle TTK.549.maddesi uyarınca şirketin feshini gerektirecek bir sebebin bulunduğu, ancak şirketin feshinin sonuçları ağır olduğundan davacı ortağa TTK. 551/2.madde uyarınca haklı sebeplerle ortaklıktan çıkma hakkının verilmesinin menfaatler dengesine daha uygun olacağı, davalı şirketin reel özvarlığının 75.689,38 TL olduğu, davacı M.. K..’ün 30/11/2012 dava tarihi itibariyle davalı şirkette %5 hissesine karşılık gelen ortaklık payının değerinin 3.784,47 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı M.. K..’ün Ankara Ticaret Sicil Memurluğu’nun sicil numarasında kayıtlı davalı . Z. B. Konfeksiyon Kuyumculuk Sanayi ve Tic. Ltd. Şti ortaklığından haklı sebeple çıkmasına izin verilmesine, ortaklıktan çıkmasına izin verildiğinin ticaret siciline tesciline, kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına, davacının ortaklık payı değerinin 3.784,47 TL olduğunun tesbitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. .
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacı ortağın ödenmeyen kar paylarının tesbiti ile davalıdan tahsili, davacının şirketteki hissesinin gerçek değeri karşılığında diğer ortaklar tarafından alınması suretiyle şirketteki ortaklığından haklı nedenle çıkmasına izin verilmesi (inceleme ve hesaplama yapılırken şirkete ait ancak M.. K.. ve D. K.adına kayıtlı bulunan menkul ve gayrimenkullerinde söz konusu inceleme ve hesaplamaya dahil edilmesine), aksi halde şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulü ile davacının davalı K.Z.B. Konfeksiyon Kuyumculuk Sanayi ve Tic. Ltd. Şti ortaklığından haklı sebeple çıkmasına izin verilmesine ve ortaklık payı değerinin tesbitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş olup, yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu karar vermeye yeterli değildir. Zira, davacı vekili, dava dilekçesinde ve alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, Meral ve F.. K..’ün şirket mal varlığını üzerlerine haksız olarak geçirdiklerini, şirketin 2003 yılından beri kar dağıtımı yapmadığını, Fuat, Meral ve D.K. adına muvazaalı geçen mal varlığının tesbiti ile çıkma payının buna göre tesbitini talep ederek ciddi itirazda bulunmuştur. Bu durumda mahkemece davacı vekilinin ciddi itirazlarını karşılamak amacıyla gerekli araştırmanın yapılarak ve bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre davacının iddiaları değerlendirilerek bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde bu iddialar üzerinde hiç inceleme yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.