YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15066
KARAR NO : 2014/4312
KARAR TARİHİ : 06.03.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/05/2013
NUMARASI : 2009/550-2013/709
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 16/05/2013 tarih ve 2009/550-2013/709 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil banka tarafından davalı T.. A..’ye 18.09.1998 tarihli tüketici kredisi sözleşmesiyle 2.500,00 TL’lik kredi açıldığını, davalılardan T..O.. H. R..D.. ve T.. A..’nin sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, davalıların kredi borçlarını ödemeyerek temerrüde düştüklerini, bunun üzerine hesaplarının kat edildiğini, müvekkil bankanın davalılara ihtarname çıkartarak kredi borcunun faiz ve ferileriyle birlikte ödenmesini talep ettiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek, dava tarihi itibariyle toplam 58.839,00 tutarındaki alacağın fazlaya ve hesap hatasına ilişkin her türlü hakkın saklı kalmak kaydıyla ana paraya dava tarihinden itibaren uygulanacak %153 faiz ve BSMV ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Davalı H.. R.. D.. vasisi yargılamay katılmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2004/360 Esasa sayılı Ceza dosyasında kredi kullandığı bildirilen kişi ve kefillerin bankaya gelmedikleri ve imzalarının şirket yetkilerince temin edildiği ve dava konusu kredi hesabının kapatılmasında da davalı şirketi çalışanı adına açılan ancak davalı şirket tarafından kullanılan hileli olarak açılan bir hesapta banka kaynağı kullanılarak ve işletilerek elde edilen repo gelirinden yararlanıldığının tespit edildiği, bu hususların davacı bankanın müfettişlerce yapılan soruşturma raporunda da vurgulandığı ve davalı T.. A..’nin asıl borçlu diğer davalı şahısların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak
gözüktükleri sözleşmedeki kredinin bu davalılarca alınıp kullanılmadığı, Kredi sözleşmesini imzalamaya dahi bankaya gelmedikleri, işlemlerin banka çalışanlarınca tamamlandığı, bu nedenlerle açılan bu sözleşme nedeniyle, kredi çekmiş gibi gözüken davalı şahısların hukuken sorumlu olmadıkları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kredili mevduat hesap sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
4822 sayılı Kanun’la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/e maddesinde tüketicinin, “mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi”, 3 (h) bendinde tüketici işleminin “mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi” ifade edeceği, aynı yasanın ikinci maddesinde ise bu kanunun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kredili mevduat hesap sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, 6762 sayılı TTK’nın 4/6. maddesi uyarınca, bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un uygulanmasını gerektirir bir husus yoktur. Ayrıca, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.
Bu itibarla, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın Tüketici Mahkemesi tarafından görülüp karara bağlanması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden şekline göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmişitr.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.