Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/15438 E. 2014/2405 K. 12.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15438
KARAR NO : 2014/2405
KARAR TARİHİ : 12.02.2014

MAHKEMESİ : … 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.05.2013 tarih ve 20122/304-2013/85 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan mali hakların devri ve oyunculuk sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin 7. maddesi ile oyuncunun sözleşmeyi haksız feshi halinde 100.000 USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek 100.000 USD cezai şartın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşme hükümlerinin müvekkili lehine ağır yükümlülükler içerdiğini, davacı yapımcı açısından aşırı yararlanma söz konusu olduğu, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan mali hakların devri ve oyunculuk sözleşmesinin davacı lehine davalı aleyhine çok ağır yükümlülükler içerdiği, anılan sözleşmede davacının imzası bulunmadığı bu nedenle tek taraflı taahhüt niteliğinde olduğu, davalının da sadece son sayfada imzasının bulunduğu, bu nedenlerle MK’nın 2. maddesi gereği aleyhe olan hükümlerin davalı bağlamayacağı, aynı zamanada sözleşme hükümlerinin 6098 sayılı TBK’nın 20. maddesi anlamında genel işlem şartları niteğinde bulunduğu, anılan Yasa’nın 21. maddesine göre karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesinin, sözleşmenin yapılması esnasında düzenleyenin karşı tarafa bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlı olduğu, aksi takdirde genel işlem koşulları yazılmamış sayılacağı, sözleşmenin 7, 10, 8 ve 5. maddeleri davalı aleyhine ancak davacı lehine çok ağır hükümler içerdiğinden, sözleşme serbest irade ile yapmış olsaydı davalının bu ağır taahhütler altına girmeyeceğinin tartışmasız olduğu, bu nedenle sözleşmenin cezai şarta ilişkin olan 7. maddesinin yok hükmünde olduğu, karşılıklı taahhütler içeren sözleşmelerde ifayı güvence altına almak için cezai şart öngörülmesi mümkün ve geçerli olsa da, böyle bir düzenlemenin geçerliliği sözleşmede taraf dengesi gözetilerek her iki tarafa adil yükümlülükler getirilmesi ve yine her iki taraf lehine cezai şart düzenlenmesi ile mümkün olduğu, dava konusu sözleşmede; yapımcıya dilediği
zaman dilediği şekilde sözleşmeyi fesih ve hatta sözleşme süresinden sonra da sözleşmeyi tek taraflı uzatma hakkı tanınmış olduğu halde oyuncunun sözleşmeye uymaması halinde o tarihe kadar aldığı tüm ücretleri iade, yapımcının her türlü zararını tazmin ve ilave olarak da 100.000 … doları cezai şart ödeme şeklinde davacı lehine çok orantısız, adil olmayan ve sözleşme dengesini dikkate almayan yaptırımlar öngörülmüş olduğundan aleyhte olan bu taahhütlerin yok hükmünde olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki 6103 sayılı Kanun’un 2. ve 7. maddeleri gereğince sözleşme tarihinden sonra yürürlüğe giren yukarıda sözü edilen BK’nın hükümleri kamu düzeni ile ilgili olduğundan davaya resen uygulanması zorunluluğu bulunduğu, davanın dayanağını oluşturan sözleşme hükümlerinin davalının çalışma özgürlüğünü, yasal dinlenme hakkını ve sözleşme serbestisi hakkını kısıtladığı için kişilik haklarını ihlal edici mahiyette de olduğu bu nedenle de kamu düzenine de aykırı olduğundan sözleşmede dayanılan maddelerin Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi gereğince de hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemenin, dava konusu sözleşme hükmünün, 6098 sayılı TBK’nın 20. maddesi anlamında genel işlem şartı olduğu ve anılan Yasa’da genel işlem şartlarına ilişkin düzenlemenin kamu düzeni ile ilgili bulunduğu bu nedenle, 6103 sayılı Kanunu’nun 2. ve 7. maddeleri gereğince, somut olaya 6098 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin gerekçesi, 6098 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihinden önce yapılan sözleşmelere, anılan Yasa hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından yerinde görülmese de, dava konusu sözleşme hükmünün 818 sayılı Yasa’nın 20. (TBK’nın 27) ve 21. (TBK’nın 28.) maddeleri gereğince davalının çalışma özgürlüğünü, yasal dinlenme hakkını ve sözleşme serbestisini kısıtlar nitelikte ve kişilik haklarını ihlal edici mahiyette olduğuna ilişkin mahkeme gerekçesinin yerinde bulunmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.