Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/16476 E. 2014/18155 K. 21.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16476
KARAR NO : 2014/18155
KARAR TARİHİ : 21.11.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/06/2013 tarih ve 2013/222-2013/178 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.11.2014 günü hazır bulunan davacı asil …, davacı vekili Av. … ve davalı ….. vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, şirketin 25.05.2011 tarihinde yapılan olağan genel kurulunun mülga TTK’nın 377. maddesi uyarınca ertelendiğini ancak istenilen önemli bilgi ve belgelerin müvekkiline gösterilmemesi nedeni ile müvekkilinin şirket hesaplarını ve bilançoyu denetleyemediğini, dolayısıyla 28.06.2011 tarihli genel kurulun da ertelenmesinin gerektiğini, bu yöndeki müvekkili talebinin genel kurulda reddedildiğini, bilanço kar zarar hesapları ile faaliyet raporları gerçeği yansıtmadığından genel kurulda TTK’nın 348. maddesi uyarınca özel denetçi atanmasının istenildiğini, bu talebin de kabul edilmediğini ileri sürerek, davalı şirketin 28.06.2011 tarihli genel kurulunun ve bu genel kurulda alınan kararların iptaline, şirkete özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iptali istenilen genel kurulda alınan kararların yasaya ve anasözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin merkezindeki bilgisayarlar ile server üzerinde bilirkişi eliyle yapılan incelemeden, 2008-2009 ve 2010 yılı muhasebe kayıtlarında sonradan bir değişiklik yapılmadığının,kayıtların orijinal olduğunun, davalı bilgisayarlarında ikinci bir muhasebe kayıt sisteminin bulunmadığının, bir tek muhasebe kayıt sisteminin bulunduğunun ve bu kayıtların ibraz olunan 2008-2009 ve 2010 yılı bilançolarına uygun olduğunun anlaşıldığı, şirketin 2008-2009 ve 2010 yılı bilanço kar zarar hesaplarının gerçeği yansıttığı, davacının bu kayıtların gerçeği yansıtmadığı yönündeki iddialarını kanıtlayamadığı, iptali istenilen genel kurulda alınan kararların kanuna ve anasözleşme hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali ve davalı şirkete özel denetçi atanması istemlerine ilişkindir. Zaman itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesi, genel kurul kararlarının iptalinin şartlarını ve usulünü düzenlemiş olup anılan maddede, toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahiplerinin iptal davası açabilecekleri belirtilmiştir. Buna göre, iptal davası açılabilmesi için olumsuz oy kullanılması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca karşı oy kullanan ortakların muhalefet şerhini tutanağa geçirmeleri veya bu hususta ayrı bir dilekçe vermeleri gerekmektedir. Oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamaktadır. Dairemizin yerleşmiş kararlarında da oylama öncesi peşin muhalefetin olmayacağı istikrarlı bir şekilde kabul edilmiştir. Dava konusu genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde, 28.06.2011 tarihli genel kurula katılan davacının, iptalini istediği maddelere ilişkin oylamalarda ret oyu vermesine karşın usulüne uygun muhalefet şerhini tutanağa yazdırmadığı, ayrı bir dilekçe ile de muhalefet bildirmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının artık genel kurul kararlarının iptalini isteyemeyeceğinin gözetilerek davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile genel kurul kararlarının iptaline yönelik davanın reddi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesi açıklanan şekilde değiştirilerek onanması gerekmiştir.
2-Davalı şirkete özel denetçi tayinine ilişkin davaya gelince; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 440/2. maddesi uyarınca, mahkemece şirkete özel denetçi atanması talepleri hakkında verilen kararlar kesindir. HUMK’nın 432/4. maddesine göre, temyizi kabil olmayan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da bu konuda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin şirkete özel denetçi tayinine ilişkin karara yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile bu dava yönünden sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi yazılı şekilde değiştirilerek ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin, şirkete özel denetçi tayinine ilişkin kurulan hükme yönelik temyiz isteminin REDDİNE, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.