Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/16807 E. 2014/5842 K. 26.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16807
KARAR NO : 2014/5842
KARAR TARİHİ : 26.03.2014

MAHKEMESİ : ANTALYA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/07/2013
NUMARASI : 2012/75-2013/247

Taraflar arasında görülen davada Antalya 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/07/2013 tarih ve 2012/75-2013/247 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava konusu meblağ 18.563 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının, davalıların yöneticisi olduğu dava dışı anonim şirkete portakal sattığını ancak bir kısım bedelini tahsil edemediğini, alacağın tahsili için başlattıkları icra takibine itiraz ediliğini ve itirazin iptal davasında takip miktarı kadar dava dışı şirketten alacaklı olduklarının tespit edildiğini, davalıların şirket adına aldıkları portalı şahısları için kullandıklarını ve satış bedellerini şirkete intikal ettirmediklerini, davalıların şirketi kötü yöneterek faaliyetine son vermesine sebep olduklarını, bu nedenle davacının alacağını şirketten tahsil edemediği gerekçesiyle şimdilik 12.000 TL’nin faziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı def’inde bulunarak, davacının alacağından sorumlu bulunmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK’nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle sorumluluk davası açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın doğrudan zarar olduğu, davalıların zarardan kusurlarının olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan müteselsilen sorumlu bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil ibraz edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 6762 Sayılı TTK’nın 309. maddesi gereğince zaman aşımı süresinin dolmamış olmasına göre davalılar vekilinin zaman aşımına ilişkin temyiz itirazı yerinde değildir.
2-Ancak, davacı, davalıların yöneticisi oldukları dava dışı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle, şirketten olan alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağının, şirket yöneticileri olan davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece davacının zararının doğrudan zarar olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun’un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, 6762 Sayılı TTK’nın 340. maddesi yollamasıyla, aynı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda da davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle şirketi zarara uğrattığına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK’nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Yukarıda açıklanan ilke uyarınca davacı alacaklının dava hakkının bulunduğunun kabulü zorunlu ise de, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere böyle bir davada davacının dava sonunda hükmedilecek tazminatı şirket yararına istemiş olması gerekmektedir. Oysa somut olayda, davacı alacağın kendisine ödenmesini talep etmiş olup, mahkemece bu husus nazara alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin kusura yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin zaman aşımına yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin kusura ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.