YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17028
KARAR NO : 2014/9943
KARAR TARİHİ : 28.05.2014
MAHKEMESİ : KAHRAMANMARAŞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/05/2013
NUMARASI : 2010/1029-2013/332
Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/05/2013 tarih ve 2010/1029-2013/332 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların tarım ürünleri alım satım işi ile uğraştıklarını, 2009 yılı Eylül ayında davalıların K.Maraş’tan tarım ürünü toplamak için aracı olunmasını talep ettiklerini, toplanan üründen pay ödenmek üzere teklifin kabul edildiğini, ilk etapta toplanan 110.000,00 TL tutarında Mısır’ın davacıya sevk edilerek ücretinin alındığını, oluşan güvene dayalı olarak daha fazla talep edilen Mısır’ın K.Maraş ve Nurdağ çevresinden toplanan 500.000,00 TL civarındaki ürünün davalı şirkete gönderildiğini, ürünün davalı şirkete ait 5 adet kamyon ve yine davalı şirket tarafından temin edilen 3 adet kamyon ile sevk edildiğini, bu yüklü sevkiyat için davalı şirketten bono istendiğini, M.. K..’nın davalı şirket yetkilisi tarafından imzalandığını söylediği ve üzerinde şirket kaşesi bulunan 29/09/2009 tanzim tarihli 20/12/2009 vadeli 500.000,00 TL’lik bonunun verildiğini, ödeme zamanı gelindiğinde davalı şirketin alacaklarını alamadıklarını ileri sürülerek tüm ödemenin 20/12/2009 tarihine kadar yapılacağını söylediklerini, müvekkilinin ticari itibari ve güveninin sarsılmaması için çiftçilere ödemeyi kendi cebinden yaptığını, senet günü geldiğinde iflas ettiklerini belirterek ödeme yapılmadığını, ancak toplanan mısırların düşük fiyatla ve peşin parayla G.Antep ilinde satıldığını öğrendiklerini, mahkemeden aldıkları ihtiyati haciz kararı ile takibe geçtiklerinde tüm mal varlıklarının senet vadesinden önce şirket sahibi İ.. K..’nın yakın akrabası olan kişilere devredildiğinin ortaya çıktığını, davalı şirketin icra takibine borcu bulunmadığı ve senedin şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı gerekçesi ile itiraz edip takibi durdurduğunu, şirkete ait 5 aracın 2009 yılı Kasım ayı içinde şirket yetkilisi İ.. K..’nın akrabalarna devredildiğinin araç satış senetlerinden anlaşıldığını, davalı şirket yetkilileri ve M.. K.. hakkında dolandırıcılık suçundan savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, senet üzerindeki imzanın sahte olduğunun belirlendiğini, davanın derdest olduğunu, davalılardan İ.. K..’nın ifadesinde oğlu şirket ortağı olduğu ve tüm işleri yürüterek imza attığını, şirketi temsil yetkisi bulunmadığını bilmdeğini beyanında bulunduğunu, müvekkilinden mal almadığını beyan etmesinin gerçeklere uygun düşmediğini, ilk yapılan satış ürünün şirket araçlarıyla taşınması ve İ.. K.. tarafından verilen ifade dikkate alındığında alımların şirket adına yapılmadığını iddiasını çürüttüğünü, davalılardan M.. K..’nın alınan ifadesinde bono üzerindeki imzanın kendisine ait olduğunu, müvekkiline 400 TL borçlu olduğunu, alış veriş sırasında şirketin ortağı olduğunu ve imza atma yetkisi bulunduğunu ikrar ettiğini, şirketin hileli işlem yaparak piyasayı dolandırarak sebepsiz zenginleştiklerini, şirketin içini boşaltarak mal varlığını yakın akrabalarına devrettiklerini ileri sürerek ileride açacakları tasarrufun iptal davasının sonuçsuz kalmasını önlemek amacıyla Osmaniye ilindeki taşınmazlar ile 5 adet araç üzerine ihtiyati tedbir şerhi konulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL alacağın 25/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket ve İ.. K.. vekili, HUMK’nın 9.maddesi gereğince davalının ikameti mahkemeleri yetkili olduğundan dosyanın yetkili ve görevli Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesinin talep edildiğini, davacının müvekkili şirketten alacağı bulunmadığını, hiç bir ticari ilişkileri bulunmadığını, icra dosyasında takibe konu edilen bononun şirketi temsile yetkili kişilerce imzalanmadığını, yapılan itirazla takibin durdurulduğunu, bu dosyanın bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir.
Davalı M.. K..’ya usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmediği gibi, davaya yazılı olarak cevap vermemiş, kendisini bir vekille de temsil ettirmemiştir.
Mahkemece, davalılardan M.. K..’nın 2009 yılı Eylül ayında K.Maraş iline gelerek davacıya kendisinin davalı şirketin temsilcisi olduğunu, şirket adına mısır alacağını, tanıdığı kimse olmadığını belirterek kendisinin kefil olmasını istediği, davacının K.Maraş ilinde bir çok çiftçiden değişik miktarda mısır alarak davalı şirkete ait kamyonlarla davalı şirkete sevk ettiği, mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporuna göre davacının sevk ettiği mısırların toplam değerinin 576.996,70 TL olduğu, davalı şirket tarafından davacı tarafça gönderilen mısır karşılığında 99.000,00 TL de ödemede bulunduğu, bakiye 477.996,70 TL borcunu ödemediği, davalı M.. K..’nın davacıdan aldığı mısırlar karşılığı davalı şirketin kaşesini kullanarak 25/09/2009 tanzim 20/12/2009 vade tarihli 500.000,00 TL’lik bono düzenleyerek davacıya verdiği, yapılan kriminal inceleme sonunda bonodaki imzanın davalı şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davalı M.. K..’nın K.Maraş Asliye Ceza Mahkemesi’nde yaptığı savunmasında söz konusu bonodaki imzanın kendisine ait olduğunu beyan ettiği, davacı tarafından sevk edilen mısırların davalı şirkete ait araçlarla sevk edildiği ve davalı şirkete teslim edildiği dikkate alındığında davalı şirketin yetkisiz temsil hükümlerine göre 476.996,70 TL borçtan sorumlu olduğu, sebepsiz yere zenginleştiği, davalı M.. K..’nın ise bu alış veriş işlemine aracılık etmesi ve resmi belgede sahtecilik suçu nedeniyle şahsi sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davacının davalı M.. K.. ve davalı şirket aleyhine açtığı davasının kabulüne, davacının davalı İ.. K.. aleyhine açtığı davasının ise, davaya konu mısırların davalı şirkete sevk edilmesi dikkate alındığında şahsi sorumluluğunun olmayacağı kanaatine varılmakla, davacının bu davalı aleyhine açtığı davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi İ.. K.. tarafından, diğer davalı M.. K..’ya verilen vekaletnamenin kambiyo taahhüdünde bulunma (bonoyu imzalama) yetkisini içermediği hususu açık iken, ne şekilde kanıtlandığı belirtilmeden davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.