Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/17057 E. 2014/5663 K. 24.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17057
KARAR NO : 2014/5663
KARAR TARİHİ : 24.03.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/04/2013
NUMARASI : 2012/505-2013/171

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/04/2013 tarih ve 2012/505-2013/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 15/04/2007 pazar günü Fenerbahçe – Dalyan ATM cihazından para çekmek isterken, cihaz tarafından kartının alıkonulduğunu, 16/04/2007 pazartesi günü de hesabından defalarca usulsüz işlemler yapıldığını öğrendiğini, bunu fark eden müvekkilinin şifahi olarak müracaat etmesine rağmen hesabına 19/04/2007 tarihinde bloke konduğunu öğrendiğini, müvekkilinin zararının tazmini için davalıya yazılı olarak müracaatta bulunmasına rağmen herhangi bir yanıt verilmediğini ileri sürerek 5.400 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal en yüksek mevduat faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kart hamili davacının kendisine verilen banka kartını ve şifresini özenle korumak zorunda olduğunu, ayrıca kart hamilinin kartın alınması veya kaybolması halinde bu durumu derhal bankaya haber vermek zorunda olduğunu, somut olayda kartın ve şifrenin davacı tarafından korunmadığı gibi, kartın kaybolduğunun da 4 gün sonra haber verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının mutat harcamaları nazara alındığında davalı bankanın davacının hesabında olağan dışı bir harcama yapılmakta olduğunu tespit etmesinin mümkün olduğu, teknolojinin oldukça geliştiği günümüzde davalı bankanın müşterilerinin hesabındaki her hareketi müşterisine pek çok iletişim imkanlarını kullanarak iletmesinin mümkün olduğu, bu imkanları tesis edip kullanma sorumluluğunun davalı bankada olduğu, ayrıca davalı bankanın yine teknolojik imkanları çok iyi kullanarak, müşterisinin hesabının güvenilirliğini korumak ve yasa dışı yöntemlerle müşterisinin hesabına ulaşılmasının önüne geçme görev ve sorumluluğunun olduğu, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığı gibi, emaneti korumak için gerekli itina, özen ve özveriyi göstermediği, bu konularda güncel teknolojik imkanları dikkate almadığı ve böylelikle müşterisinin hesabının mahremiyetini koruyamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.226 TL’nin olayın gerçekleştiği 16/04/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, kartının alıkonulduğunu süresinde davalı bankaya haber vermeyen davacının olayda müterafik kusurunun bulunduğunun anlaşılmasına göre, davacının kusur oranı belirlenerek bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.