Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/17297 E. 2014/5963 K. 27.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17297
KARAR NO : 2014/5963
KARAR TARİHİ : 27.03.2014

MAHKEMESİ : ÇAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/06/2013
NUMARASI : 2012/238-2013/169

Taraflar arasında görülen davada Çan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/06/2013 tarih ve 2012/238-2013/169 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin emekli maaşının tamamının davalı banka tarafından 24 ay boyunca kesildiğini ileri sürerek, şimdilik 2.500 TL’nin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, dava değerini 4.193,13 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, kesintinin davacının kullandığı kredinin geri ödemesi kapsamında muvafakatına dayanılarak yapıldığını, kredi sözleşmesiyle de bankaya takas mahsup hakkı tanındığını, aradan bu kadar süre geçtikten sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kanunda gösterilen haller dışında muvafakatı bulunmayan borçlunun emekli maaşının haczinin hukuki olmadığı, davacının usulsüz kesintilere kesintinin yapıldığı tarihte vakıf olduğunun kabulünün gerekeceği, aradan geçen süre zarfında yapılan kesintilere rıza gösterip üzerinden 20 aydan fazla zaman geçtikten sonra bu durumun hukuksuz olduğu iddasının TMK’nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının emekli maaşından yapılan fazla kesintinin davalı bankadan istirdatı istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Davanın dayanağını teşkil eden 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesi “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 ‘nci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” hükmünü içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta davacının, emekli maaşının 2/3’ünün kesilmesine rıza gösterdiği anlaşılmakta ise de, 5510 sayılı Yasanın 93. maddesi uyarınca davacı tarafından emekli maaşının tamamının kesilmesi hususunda haciz sırasında verilmiş bir muvafakat bulunmadığı
gibi davacının, maaşının tamamının kesilmesi şeklindeki uygulamaya itiraz etmediğinden davanın MK’nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesi de yerinde değildir. Ayrıca taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesi ile emekli maaşının haczine ve kesinti yapılmasına dair, hacizden önce peşin muvafakat verilmesi geçersiz olup, bu itibarla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.