YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17565
KARAR NO : 2014/10930
KARAR TARİHİ : 09.06.2014
MAHKEMESİ : KAYSERİ 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/09/2013
NUMARASI : 2012/209-2013/176
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/09/2013 tarih ve 2012/209-2013/176 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 26/07/2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 1 no’lu kararla müvekkilinin kendi iradesi dışında idari göreve getirilmek istendiğini, kanunen hiç kimsenin rızası olmadan istemediği göreve getirilemeyeceğini, bu nedenle bu kararın kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, 2 nolu kararda ise F.. Ş.. ve M.. Y.. için 15.000 TL aylık ücret kararlaştırıldığını, oysa bir önceki kararda diğer ortaklara 950′ şer TL ücret kararlaştırıldığını, alınan bu kararın da eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, aynı genel kurulun 7 ve 8 nolu kararlarında müvekkilinin TTK’nın 613. maddesine atıf yapılarak şirketle benzerliği olan işleri yapmasının yasaklandığını ve bu hususun ortaklıktan çıkarma gerekçesi olacağının belirtildiğini, bir kısım ortakların işbirliği yaparak müvekkilini ortaklıktan dışlama ve çalışma özgürlüğünü kısıtlama amacı taşıdıklarını, bu kararın da ortaklar arasındaki eşitlik ilkesi ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, TTK’nın 613. maddesine göre açıkça ana sözleşmede hüküm olmadıkça ortaklar kurulu kararı ile yasak getirilemeyeceğini ileri sürerek, müvekkilinin müdür seçilmesi hükmünü içeren 1 nolu, diğer iki ortağa 15.000 TL maaş verilmesi hükmünü içeren 2 nolu TTK’nın 613. maddesine açıkça aykırı 7 ve 8 nolu kararlarının iptalini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise, 30/03/2013 tarihli davalı şirketin olağan genel kurulunda alınan 8 nolu karar uyarınca bilgi alma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek, anılan kararın kaldırılması ile bilgi alma hakkının bilirkişi marifeti ile müvekkiline kullandırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, olağanüstü genel kurulun 2/1. maddesinin davacının davalı şirket esas sözleşmesinin 8. maddesi ile var olan müdür sıfatını ortadan kaldırdığı, davacıya yeni bir görev ihdas edilmediği, davacının sıfatının ticari vekil niteliğinde olduğu ve davacının ticari vekillikten de istifa ettiği, şirket esas sözleşmesinin şirketin idaresi başlıklı 8. maddesinde ilk 10 yıl için bütün ortakların şirket müdürü olarak atandıkları, bu müddette müdürlerin genel kurul kararı ile değiştirilebilecekleri öngörüldüğünden ve şirket esas sözleşmesine ve kanuna aykırı herhangi bir karar alınmamış olduğundan davacının bu maddenin iptali yönündeki talebinin yerinde olmadığı, rekabet yasağının ortaklar için getirilmesinin ancak esas sözleşme ile mümkün olduğu, genel kurulda rekabet yasağına ilişkin ortaklar için bir düzenleme yapılamayacağından dava konusu 7 nolu kararın yerinde olmadığı, aynı davalı şirket olağanüstü genel kurulunun 8. maddesinde alınan kararın ise, bir sebebe bağlı olarak şirket ortaklığından çıkarma için mahkemeye başvurma hakkını düzenlediği, böyle bir nedenin esas sözleşmeye yazılmış olması halinde ancak haklı sebep teşkil edebileceği ancak iptali istenen bu maddenin TTK’nın 640. maddesine aykırı olduğundan ve bu şekilde bir karar alınamayacağından iptali gerektiği, birleşen dosya yönünden, davacı her ne kadar davalı şirketin 30/03/2013 tarihli genel kurulunda alınan 8 nolu kararın iptalini istemiş ise de, iptal edilmesi istenilen kararın ibra edilmeyen müdürlerin müdürlüklerinin sona ermesine, halen görev süreleri devam eden diğer müdürlerin görevlerinin devam etmesine, bütün şirket müdürler kurul başkanlığına M.. İ.. Y..’nun getirilmesine oy çokluğuyla karar verilmesine ilişkin karar olup, davacı ile ilgisinin bulunmadığı, 30/03/2013 tarihli genel kurulda alınan 9 nolu kararın ise, davacının bilgi alma ve inceleme yetkisinin engellenmesine yönelik olduğu, şirket cari harcamaları, kredi ödemeleri gibi hususlarda davacının bilgi alma hakkının engellenemeyeceğinden bu kararın hukuka aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile asıl davada dava konusu edilen 7 ve 8 no’lu olağanüstü genel kurul kararlarının ve birleşen davada 9 no’lu genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) nolu, davalı vekilinin (4) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davacı taraf asıl davada, kendisinin A..-g..’den sorumlu müdür yapılması ve A..-g..’den sorumlu müdürlere aylık 950 TL ödenmesi ile ilgili kararın yanı sıra, diğer iki temsil ve ilzama yetkili olan yönetim kurulu üyelerine aylık 15.000 TL ücret verilmesine ilişkin kararın da iptalini istemiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacının müdürlüğü kabul etmemesi ve 10/08/2012 tarihli ihtarnamede, onay ve kabulü olmadan Ar-ge bölümünde temsil görevi olmayan müdür seçildiğini, bu görevi kabul etmesi ve çalışmasının söz konusu olmayacağını, yani bu görevin tarafından reddedildiğini bildirmesi karşısında, asıl dava konusu 26/07/2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2/1 ve 2/2. maddelerinde alınan kararlara ilişkin iptal taleplerini konusuz bırakır ise de, bu durum temsil ve ilzama yetkili diğer müdürlere ayda 15.000 TL ücret ödenmesine ilişkin kararın incelenmesine engel değildir. Bu itibarla, mahkemece, davacının bu yöne ilişkin talebinin de değerlendirilmesi gerekirken olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmemesi davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacının birleşen davadaki taleplerinden birisi de, 6102 Sayılı TTK’nın 614/3. maddesine yönelik bir talep olup davacı, bilgi alma hakkının mahkemece bilirkişi marifetiyle kullandırılmasını talep etmektedir. Bu itibarla, davacının genel kurulca kabul edilmeyen bu talebiyle ilgili de olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi hatalı olup hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4- 6102 sayılı TTK’nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/3. maddesinde, genel kurulun bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellemesi halinde, ortağın mahkemeye başvurarak bu hususta talepte bulunabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının birleşen davaya konu genel kurul kararının iptalini istemekte hukuki yararı mevcut değildir. Zira, genel kurul kararı 614/3. maddeye göre talepte bulunulabilmesinin bir nevi ön şartıdır. Bu itibarla, mahkemece, bu husustaki genel kurul kararının iptali talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5- Davalı vekilinin birleşen davada vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz taraflar yararına BOZULMASINA, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin birleşen davada vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 09/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.