YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17711
KARAR NO : 2014/6596
KARAR TARİHİ : 03.04.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/03/2013
NUMARASI : 2011/203-2013/56
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/03/2013 tarih ve 2011/203-2013/56 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2004/17771, 2004/17772 sayı ve “S.+ş.” ibareli tanımış markanın sahibi olduğunu, davalının, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “S.+ş.” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPE’ne başvuruda bulunduğunu, 2009/53470 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirket markasının 2004 yılında tescil edilse de bu markanın kullanımının çok daha eskilere dayandığını, davalı şirket başvurusunun müvekkili markası ile gerek yazılış, okunuş ve fonetik açıdan benzer olduğu gibi, tescil kapsamındaki 01. ve 02. sınıflarında birbirleriyle örtüştüğünü, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, 2011-M-3860 sayılı YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davalı başvuru ile davacı markasının arasında işaret ve kapsamlarındaki mal/hizmetler bakımından benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili; müvekkilinin kuruluş tarihi olarak daha eski olduğunu, başvurunun müvekkilinin ticaret unvanında bulunan “S.” ve “M.” kelimelerinin birleşmesinden oluştuğunu, davacının markasına iltibas etmediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; işaretler arasındaki sescil ve sözcük unsurları yönünden görsel benzerliğin çekişmeli 02. sınıftaki “boyalar, vernikler, laklar, pas önleyiciler, ahşabı koruyucu maddeler, boyalar için bağlayıcı ve inceltici maddeler, boya pigmentleri, metali koruyucu maddeler, ayakkabı boyaları; tonerler” yönünden emtianın ortalama tüketicilerinin her yaştan ve meslekten bireysel ihtiyaçları için anılan ürünleri satın alabilecek kişilerden oluştuğu; zira “boyalar, metal koruyucu maddeler, ayakkabı boyaları; tonerler” gibi ürünlerin ortalama tüketicilerin sadece profesyonel alıcılardan oluşmayıp bu ürünleri nadiren ve sadece bireysel olarak ihtiyaç duyup satın alabilecek kişileri de içerdiği; dolayısıyla bu tüketicilerin özen ve bilgi seviyelerinin profesyonellere göre daha düşük olacağı; işaretler arasında mevcut görsel ve işitsel benzerliğin bu alıcıların en azından marka ve arkasındaki işletmeler arasında ticari, ekonomik, ya da yönetsel bir bağ olduğu yanılgısına düşebilecekleri, çekişmeli 01. sınıftaki “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Gübreler ve topraklar. Yangın söndürücü maddeler. Ev ve kırtasiye amaçlı olmayan yapıştırıcılar” ile 02. Sınıftaki “matbaa boyaları ve mürekkepleri, tonerler; besin maddelerini, ispençiyari ürünleri ve içecekleri boyamağa mahsus maddeler. İşlenmemiş doğal reçineler. Boyacılar, dekoratörler, matbaacılar ve sanatçılar için metal levhalar ve toz halde metaller” emtialarının alıcılarının bu ürünlere profesyonel olarak ihtiyaç duyan ya da özen seviyesi yüksek kişi ve tüketicilerden oluştuğu; dolayısıyla bu malların ortalama alıcılarının satın alma işlemi öncesinde ve sonrasında üst düzeyde özenli, seçici, piyasayı araştırıp fiyat, kalite ve alıcıyı etkileyecek tüm unsurları gözeten kimseler oldukları; bu kişiler için “S.” ve “S.” kelimeleri arasındaki son harf farkından kaynaklanan okunuştaki vurgu farkı ile bir bütün olarak işaretler arasında bulunan görsel, kavramsal ve genel izlenim farklarının başvuru ile davacı markalarının farklı işletmelere ait aralarında herhangi bir bağlantı bulunmayan markalar ve ürünler olduğunu ayırt edebilmelerine yeterli olduğu, mal ve hizmet benzerliği ile işaretler arasındaki benzerliğin karşılıklı bir bağımlılık ve etkileşim içinde bulunduğunu göz ardı eden, tüm sınıf ve alt grupları aynı biçimde değerlendiren yaklaşımların hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu ve gerçekçi olmadığı; bu tespitler aksine bilirkişi raporunda belirtilen bir kısım görüşlere bu nedenlerle itibar edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne TPE YİDK’nun 2009-M-4380 sayılı kararının iptaline, başvuru kapsamındaki 02.sınıf “boyalar, vernikler, laklar, pas önleyiciler, ahşabı koruyucu maddeler, boyalar için bağlayıcı ve inceltici maddeler, boya pigmentleri, metali koruyucu maddeler, ayakkabı boyaları; tonerler” yönünden TPE YİDK 2011-M-3860 sayılı kararının kısmen iptaline, 2009/53470 sayılı markanın tescil kapsamındaki 02.sınıf “boyalar, vernikler, laklar, pas önleyiciler, ahşabı koruyucu maddeler, boyalar için bağlayıcı ve inceltici maddeler, boya pigmentleri, metali koruyucu maddeler, ayakkabı boyaları; tonerler” yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince düzenlenen raporda özetle; taraf markalarının 01 ve 02. sınıflarında yer alan malların birbiriyle karıştırılmaya sebebiyet vereceği ve bu emtialar yönünden 20/06/2011 tarih 2011-M-2273 sayılı YİDK kararının kısmen hükümsüzlüğünün gerektiği mütalaa edilmiştir.
Mahkemece, bilirkişi görüşü kısmen kabul edilerek yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK’nın 2009-M-4380 sayılı kararının tümüyle iptaline karar verilmiş ise de, dava konusu markaların benzer olup olmadığı, aralarında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı gibi hususların tespiti için bilirkişi raporu alınması yoluna gidildikten sonra, bu konuda itirazları değerlendirecek şekilde ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre de taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.