YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18048
KARAR NO : 2014/5880
KARAR TARİHİ : 26.03.2014
MAHKEMESİ : İZMİR 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/07/2013
NUMARASI : 2013/20-2013/255
Taraflar arasında görülen davada İzmir 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/07/2013 tarih ve 2013/20-2013/255 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket ile diğer davalıların murisi Ö.. Ç.’dan alacaklı olduğunu, bu sebeple bonoya dayalı icra takibi yapıldığını, Ö…Ç.’un 15/02/2006 tarihinde haciz sırasında gerek kendi adına ve gerekse davalı şirket adına borcu kabul ettiğini, icra dosyasının takipsiz bırakıldığını, bu arada Ö.r’ün vefat ettiğini ileri sürerek; toplam 9.416,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; alacağın temelinin ödenmeyen bonolara dayandığı, 15/02/2006 tarihinde borç kabul beyanı ile Borçlar Kanunu’nun 133. maddesi uyarınca zamanaşımının kesildiği ve yeniden işlemeye başladığı, Borçlar Kanunu’nun 135/1. ve 2. maddeleri gereği zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, davalılar İlyas ve Hanife’nin murisinin gerek kendi adına ve gerekse şirket adına borcu kabul beyanı dikkate alındığında davanın sübuta erdiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 9.416,00 TL’nin temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, bonoya dayalı icra takibi sırasında yapılan hacizdeki borç kabul beyanına istinaden alacak istemine ilişkin olup mahkemece, 15/02/2006 tarihinde borç kabul beyanı ile 818 Sayılı Borçlar Kanununun 133. maddesi uyarınca zamanaşımının kesildiği ve yeniden işlemeye başladığı, aynı kanunun 135/1. ve 2. maddeleri gereği zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu kabul edilerek, hüküm kurulmuştur. Ancak; 23/02/1944 tarihli 1941/10 Esas 1944/5 Karar sayılı Yargıtay içtihadı birleştirme kararı ile emre muharrer senetlere müsteniden yapılan icra takiplerinde icra dairesine gelen borçlunun yazılı ve imzalı ikrarı ile
zamanaşımının kesildiği, bu tarihten itibaren cereyana başlayacak zamanaşımı süresinin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre 3 sene olduğu, münhasıran adi muamelelerde tatbik yeri olan 818 Sayılı Borçlar Kanunun 135. maddesinin 2. fıkrasının tatbik edilmeyeceği hükme bağlanmıştır. Dava konusu somut olayda; bonoya dayalı icra takibinde davalı şirketin yetkili temsilcisi, diğer davalıların murisi olan Ö.. Ç.. 15/02/2006 tarihli haciz tutanağında geçtiği üzere “..borcu kendim ve şirket adına kabul ediyorum herhangi bir itirazım yoktur. 15 gün içinde alacaklıya bir ödeme planı sunacağım” diyerek, borç kabul beyanında bulunmuş, 31/08/2006 tarihinde alacaklı vekili tarafından hacizlerin kaldırılmasına yönelik başvurudan sonra 20/08/2010 tarihinde icra dosyasının yenilendiği görülmüştür. Böylece, icra dosyasındaki borç kabul beyanı ve sonrasında yapılan hacizlerin kaldırılması beyanı ile yapılan son işlem tarihinden dosyanın yenilendiği tarihe, yine eldeki davanın açıldığı tarihe kadar, zikredilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşıldığından, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 26/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.