YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18325
KARAR NO : 2014/7532
KARAR TARİHİ : 16.04.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2013
NUMARASI : 2013/196-2013/310
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/10/2013 tarih ve 2013/196-2013/310 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının 25.3.1998-9.12.1998 tarihleri arasında dava dışı S. Ambalaj Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti’nin ortakları olup, davalının belirtilen dönem içinde şirketin %70, müvekkilinin ise %30 hissedarı olduğunu, müvekkilinin ortağı olduğu dönem içerisinde dava dışı şirketin toplam 18.416,99 TL vergi borcu ve cezasının bulunduğunu, şirketin borcu dolayısıyla vergi dairesi tarafından 12.9.2007 tarihinde müvekkiline ait mesken üzerine tedbir konulduğunu ve müvekkilinin şirketteki hisse oranı %30 olmasına karşın vergi borcununu tamamını 19.4.2011 tarihinde ödemek zorunda kaldığını, müvekkili tarafından ödemek zorunda bırakılan ve davalının şirketteki %70 hissesine karşılık gelen 12.891,89 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını ancak, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının takip konusu alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iş bölümü itirazında ve zamanaşımı def’inde bulunmuş, müvekkilinin dava dışı S. Ambalaj Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti’nin 25.3.1998 tarihinde ortağı olup, 21.5.2002 tarihinde şirket hisselerini devrettiğini, dava dışı şirkete ait olduğu iddia edilen 1998-2002 yıllarına ait toplam 66 adet ödeme emrinin 16.2.2010 tarihinde müvekkiline tebliğ edilmesi üzerine taraflarından vergi mahkemesinde açılan davanın önce yürütmenin durdurulmasına, sonrasında ise amme alacağının dayanaklarının izah edilememesi nedeniyle ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, davacının var olup olmadığı belli olmayan, alacağın varlığı kabul edilse dahi 6183 sayılı Yasa’nın 102. maddesine göre zamanaşımına uğramış bulunan, yine aynı Yasanın 35. maddesine göre ödemekle de yükümlü olmadığı bir parayı müvekkilinin adına ödediğini iddia ederek talepte bulunmasının mümkün olmadığı gibi, davacının dava açabilecekken bunu yapmadığını, müvekkiline ihbarda da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı tarafından dava konusu yapılan, dava dışı şirketin 1998-2002 yıllarına ait muhtelif vergi borçlarının takip ve tahsili için adlarına düzenlenen ve tebliğ edilen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkin İstanbul 4. Vergi Mahkemesi’nde açılan 2010/698 Esas sayılı davanın yargılaması sonucunda mahkemece verilen 2010/2296 Karar sayılı kararda; ” …..bu haliyle, davalı idarece amme alacağının varlığı ve dayanaklarının izah Edilemediği, bir başka deyişle ortada asıl borçlu şirket açısından yasaya uygun olarak tarh ve tahakkuk etmiş bir alacak bulunduğunun ortaya konulamadığı ve bu aşamaların yargısal denetimi ve hukuki irdelemesinin yapılamadığı açık olup, amme alacağının şirket açısından kesinleştiğinden bahsedilemeyeceğinden, şirket vergi borcunun davacıdan tahsili amacıyla tanzim ve tebliğ edilen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline…” karar verildiği, bu durumda davacının ödediği vergi borcunun dayanağı olmadığından ilgili vergi dairesinden istirdat edebileceği gibi, davalı yönünden sorumlu olması gereken bir borcun da bulunmadığı gerekçesiyle, yasal şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tarafların ortağı oldukları dava dışı şirkete ait vergi borcunun davacı tarafça ödendiğinden bahisle davalının payı oranında rücuan tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece tarafların ortağı olduğu şirket aleyhine vergi borcu nedeniyle yasal yollara başvurulup başvurulmadığı, başvurulmuş ise atıl kalıp kalmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan husus göz önünde bulundurulmaksızın hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Ayrıca; davalının, dava dışı şirkete ait olduğu iddia edilen 1998-2002 yıllarına ait toplam 66 adet ödeme emrinin iptali için vergi mahkemesinde açılan dava sonucunda amme alacağının dayanaklarının izah edilememesi nedeniyle ödeme emrinin iptaline karar verildiğine ilişkin savunması karşısında, davalının ileri sürdüğü işbu vergi alacakları ile davacının ödediği vergi alacaklarının aynı alacak olup olmadığının tespit edilerek, aynı alacak olduğu sonucuna varılması halinde vergi mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılarak ve gerekirse sonucu beklenilerek bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar göz önünde bulundurulmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.