Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/18411 E. 2014/12669 K. 02.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18411
KARAR NO : 2014/12669
KARAR TARİHİ : 02.07.2014

MAHKEMESİ : MERSİN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/06/2013
NUMARASI : 2012/96-2013/336

Taraflar arasında görülen davada Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.06.2013 tarih ve 2012/96-2013/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı şirketin yönetim kurulu başkanı O.H.. arasında imzalanan 06/05/2005 tarihli sözleşme uyarınca müvekkilinin haftada ikişer saatten toplam 6 saat program yapacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin beyan değerinin 500,00 TL olduğunu, programın engellenmesi halinde davacıya saatlik programın mahkemece verilecek olan cezasının ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının müvekkiline program yaptırmaması nedeniyle sözleşmenin ifa edilemediğini ileri sürerek, sözleşmenin aynen ifasına, sözleşmeye aykırılık nedeniyle dava tarihine kadar oluşan 8.000,00 TL zararın temerrüt faizi ile birlikte giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesiyle alacak miktarını 91.800,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davaya konu sözleşmenin O. H..’ın şahsı ile yapıldığını, davanın şirkete değil O. H..’a yöneltilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sözleşme hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle, davacının sözleşmeyle kararlaştırılan haftada 2’şer saatten 3 defa 6 saat program yapamadığı, 01/06/2005-08/01/2008 tarihleri arasında toplam 102 hafta program yaptırılmaması nedeniyle toplam 153.000,00 TL zararının bulunduğu, davacının program yapamayacağı günlerin olabileceği kabul edilerek %40 hakkaniyet indirimi yapıldığında davacının zararının 91.800,00 TL olduğu, sözleşme ile davacının bu gelirlerinin %40’ını talep edebileceği kararlaştırıldığından davacının yapacağı programlardan elde edebileceği gelirin %40’ı olan 36.720,00 TL zararını davalı şirketten isteyebileceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 36.720,00 TL’nin (8.000,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren 28.720,00 TL’sinin ıslah tarihi olan 10/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek) temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, 06/05/2005 tarihli “sözleşme ve taahhütname” başlıklı program yapım anlaşmasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Adı geçen sözleşme ile davacının belirleyeceği kişilere haftada 2’şer saatten 3 defa toplam 6 saat program yaptırılacağı, program yapacak kişilerin belirlenmesi hakkında davacının O. H..’ın yetki vereceği kişilerle istişare edeceği, programın engellenmesi veya yaptırılmaması halinde engel kalkıncaya kadar davacıya 6 saatlik programın mahkemece verilecek olan cezasının ödeneceği kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki ihtarnameler ve ilgili sözleşme hükümleri nazara alındığında, davacının belirleyeceği kişilere program yaptırılması için, program yapacak bu kişilerin davacı ile O. H..’ın yetki vereceği kişilerle istişaresi sonucunda belirleneceği; davalı vekilinin 06/02/2013 tarihli dilekçesi içeriğinden daha önce davalı şirkette çalışıp ayrılmış, husumeti olan, yayın ilkelerine uymayan kişilerle program yapmak istendiğinin buna sözleşme gereği izin verilmediğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Yapılan açıklamalar çerçevesinde sözleşme gereği taraf edimlerinin belirlenerek, programın yapılamamasında tarafların sorumluluklarının tespit edilmesi ve böylece programın yaptırılmaması veya engellenmesi söz konusuysa belirlenecek cezanın ödenebileceği değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, mahkemece bilirkişi raporu nazara alınarak tazminata hükmedilmişse de tazminat hesabı sözleşmede yazılı 500,00 TL beyan değeri, bir program değeri olarak değerlendirilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa, sözleşmedeki beyan değerinin değil yapılacak program için ödenecek emsal bedelin araştırılması, tespit edilecek emsal bedel üzerinden tazminatın belirlenmesi gerektiğinden bu hususun da nazara alınmaması yerinde olmamış, verilen kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2- Kabule göre de, davaya konu sözleşmede haftalık 6 saatlik programın içindeki TV reklamlarının saatinde yayınlanacağı ve bu reklam gelirlerinden davacının parasal hak iddia edemeyeceği, davacının getirdiği reklamlardan %40 prim alacağı kararlaştırılmış olup, mahkemece bilirkişi raporuyla belirlenen davacının zarar miktarı tespit edildikten sonra davacının sözleşme hükümleri gereği bu gelirin %40’ını talep edebileceği gerekçesiyle davacının yapacağı programlardan elde edeceği gelirin %40’ı tazminat olarak hükmedilmiştir. Oysa, az önce de açıklandığı üzere sözleşmede davacının getirdiği reklamlardan %40 prim alacağı kararlaştırılmış olup bu hükmün dava konusu edilen tazminat ile ilgisi bulunmadığından tazminat hesabında yapılan bu hata doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.